31 Temmuz 2003

uzun nefesler arasi uzun olur uzun uzun susulur uzun uzundur. uzun kelimesi uzun degildir ama...

dort bes gun yazmamisim sonra yine dort bes gun yazmamisim.

dort bes demisim; materyalist demisler bana...
seni cok seviyorum boyle olsun istemiyorum demisim; hirsli demisler bana...

yuzumu donmusum beni bilenden yana. icimi dokmusum, sanmisim da aslinda beni eteklerimden tutup gokyuzune atmislar soyle bir savurmuslar iste o zaman icimi dokmusum/dusurmusum.
yapma etme demisler, seni bilmiyor demisler.

sonra EgoMyLego 15 dakika boyunca gulmekten kendine gelememis senin imitasyonlarin sonucu. kendisi gulmesine ara verince donup demis ya: "senin bu gulmelerin gozyaslariyla bitmese ya?!" bitmez demisiz biz de hala elimizde sarap kadehi imitasyondan imitasyona kosuyormusuz.

gidiyorum. gitmek her zaman giden disinda birilerinin umrunda olmalidir ya hani. bu sefer kimse bisi ummuyor ya da kimsenin umuru yok.
bazi hayatlar boyle olmali.

...sen mavilere daldim sanarken siyahin en koyusunda uyandin...
...kim bilir belki gelene degil de gidene aldandin...


sen gonlunu mavi tut...

27 Temmuz 2003

yok ki... aslinda var... susulasi mi anlatilasi mi?
ben zaten bir seneye yakin suredir bu sehirdeyim. arada kactim ben de kabul ediyorum bunu ama burdaydim ben.

22 Temmuz 2003

...
serde erkeklik var
aglayamam
...

19 Temmuz 2003

anne kisi bir seye baglandin mi kendini kaybediyorsun demisti zamaninda. bir sey diyemiyorum bir sey yazamiyorum bunun ustune.
icim de kaniyor disim da kaniyor. benim genellerim senin goz ardi ettiklerin. benim dert ettiklerim senin dusunmediklerin (bile)
bana neden hirsli dedin ki. bir kelimenin kac anlami olabilir ki bir kelime kac turlu "iyi" olabilir ki.
yarin obur gun -ki bu yarin ya da bu obur gun olursa- beni senin ile ilgili hirsli olmamakla suclarsan ki bir gun bunu yaparsan bu soyledigini hatirla.
benim kistasim 24 saatken sen bana 10 gunden bahsedebiliyorsun. 240 saat. sana ne desem ben buyutuyorum ve ben kendime dert ediyorum. senin gorup gecirdiklerini ve benim gorup gecirdiklerimi birer kefeye koydugumda senin kefen cok daha agir olabilir ama... ama... ben sana ne diyim.
ben de seni seviyorum ama... dogru ya ama'si olmazdi seni seviyorum'larin...

...and i give up forever to touch you
'cause i know that you feel me somehow...

beni es gectigin gibi/kadar seni es geciyorum
ama istemiyorum...

daha onceden cizemedigim cizgileri mi cizmeye calisiyorum, nedir ki?

"uzun zamandir bir sevgilim olmadigi icin ne yapmam gerektigini unuttum..." ya icinden gelmiyorsa. ki ne hani...

bi insanin uzulmesi bu kadar kolay olmamali ki. bir telefon, acilmayan bir,iki,uc... telefon bu kadar can sikmamali. geriye dogru donulmeli ve daha buyuk seylerin aslinda bu bunyeyi uzdugu dusunulmeli. yalan! bu bunye herseye kiriliyor.
karsindaki insana neden? diye zaten sorulmaz hele hele "neden aramadin?" diye hic mi hic sorulmaz. akildan gecen sorularin soze dokulmus halinde kisi kendini eli belinde sinirli bir sekilde dusunuyorsa soramaz ki baskasini arayabiliyorsun ya da kanina alkol karistirabiliyorsun ama hala telefonumun ekraninda senin adin yaz'a'miyor... denmez ki. diyemem ki. merak edilir ama, can bu. daha neler yapar.

18 Temmuz 2003

yogunluk farki: we're one but we're not the same...

gercekten basarisiz miyim konusmalarimda bilmiyorum, gercekten geriyor muyum... evet...

...konusamiyorum da susuyorum bu sefer...

olen beyin hucreleri.. cogu zaman kirginlik vardir... uzun sususlar oncesi. uzun mu sustun uzun mu susturdun beni. bitti. ne mi? hadi ben sana cumle diyeyim bi kismimiz derin bi nefes alsin. bugun o banklarin ordan gectim, gecmise mazi yenmise kuzu derler diye inatlasiyorduk gecen gun arkadaslarla. bak bugun burda inatlasacak kimse yok. her zaman her sey olmaz. sesin giderek daha cilizlasiyor goruntun ise bugulaniyor dersem yalpalayan ben mi oluyorum sen mi oluyorsun. cigercinin kedisiyle sokak kedisi geliyor aklima. sonra mi ne oluyor? geldigi gibi gidiyor tabi. cok yuksekten ucmadim ama galiba cok yakinindan uctum. sen sadece kanat cirpiyordun da ben o kanatlara carpa carpa dustum.

Goodnight, my angel . Time to close your eyes . And save these questions for another day

i see you on the dark side of the moon... bright side a bakalim istersin sen, bilirim... ayni bezmisligi sen de sindirmissin ama bi o kadar da ustune basina islemis. sevdigini de bilirim sevdigimi de bilirsin. sevmek, bir de bilmek.

17 Temmuz 2003

"ona karsi sikilgan davraniyorsunuz. Bu yuzden o da size karsi atak ve baskin davraniyor. Yoksa bilesiniz,gorundugu gibi degil..."

demis fal. fallara mi kalmali yoksa es mi gecmeli...

bu haliyle cok bunaltici... hasta olmanin disinda yine de bunaltici. kendi kendine beklenen bir zaman kavrami sonunda yeniden baslayacagini dusundugun bir sey bir olgu. hersey yipratabilir seni herkes yipratabilir seni. bunu yapan ben olmamaliyim. bu senin dusuncen mi yoksa benim yadsimam mi bilmiyorum. cok basim agriyor ama ne saraptan ne biradan. ben varim diyorum ya hani ben varsam sen de varsin diyorum ya da biz variz diyorum. ozledim bir nedeni yok hani sen geldiginde sana sakladigim kucuk bir opucugun nedeni olmamasi gibi ama diyorum hem sana hem kendime ama diyorum seni seviyorum ve bunun bir nedeni var bunun nedeni sensin belki benim belki biziz diyorum. sonra susuyorum gelmeyecek cevaba bakiyorum. sonra soze dokuluyorum seninle es zamanli bir sekilde ama yine de olmuyor. hani cok zaman once dalgali bi deniz vardi bi de carsaf gibi duz bir deniz. hani sanki deniz zamani geldigindendir benzeyenle benzetilen konusundaki kisirilik. yogunlugu tutmuyor kelimelerin. kimsenin suclu aramadigi zamanlarda sayfanin sonuna not dusuluyor suca payi vardir diye. ben mi kuyrugumu bacaklarimin arasina sikistirip gideyim yoksa susmayi mi denemeliyim? susmasam da soylesem de sen de susmadim diye sevsen beni.

kusku:Bir olguyla ilgili gercegin ne oldugunu kestirmemekten dogan kararsizlik, iskil, suphe

edinemedim kendime daha ama bolca endise biriktirmisim icimden ayni sarkiyi soyleyerek gecsem ayni yollardan bi faydasi olur mu ki "hep kucuk seyler bizi savastiran / kucuk seyler bizi baristiran / hep kucuk seyler seni sevdigim / kucuk seyler seni uzdugum / kucuk seyler hepsi minicik seyler / bizi yonlendiren, sevindiren, dusunduren" dile dokulunce mi buyuyor bunlar yoksa icinde tuttugun zaman mi ama belki de dedim ya icinde tutmadigin zaman. olmayan sinir hucreleriyle sakinlesmek mumkun degilken insanlar icin olan sinir hucreleriyle cebellesmek de komik oluyor. kurulu hayatlara girmeye calisan insanlarin yasadigi genel husranin cesitli olusmus huylar yuzunden daha da zora kosulmasi yorar bunyeleri. sonra yine uzun uzun susmali. duslenen tek guzellik uzerine basip dustugum o kocaman yastiklarda oturup televizyon izlemek mi diye soruyorum bazen kendime. kisi kendine cok sordu mu aciyor belki de.

uyurken heather teyze bana bu kadar sey anlatmasaydi daha mi az acirdi ya da ben zor mu tutardim kendimi burda sarki sozleri yazmamak icin. birinin gozunun icine baka baka soyledigin sarkiyi iyi secmelisin derler, haklilar. zaman gelip o sarkilari unuttugunda o insani da unutmuyorsun ve hala gozun gordugu ama gonlunun gormedigi bir yerdeyse o insan ; garip oluyorsun... bir kisim insanin vefasizlik dedigi bir kisim insanin ise kosullar dedigi durumun seni getirdigi yeri secebiliten olsaydi yatip duvarlari izlerken dusunecek daha az seyin olabilirdi.

yorgunum hem de cok, ama anlatamiyorum... korkuyorum; yogunluk tutmuyor...

16 Temmuz 2003

we couldn't all be cowboys
so some of us are clowns
some of us are dancers on the midway...

butun gun seni dinlerim, yaparim bunu. hosuma da gidersin ve sanirsam ben bu cumlenin gidisatindan dolayi buraya bi ama koyarim...


it's so strange to watch my life go by
wishing it was

yaa... yaa...

13 Temmuz 2003

don’t care if I sit here forever
holding nothing but my heart


cok zaman oldu cok sey gecti icten ama hic biri
dokulmedi ne agizdan ne kalemden.
nedeni vardir herseyin diyenlere cevaben bilmiyorum
ki neden dendi. belki de gerceken bilinmedi sonradan
sonradan susulmaktan vazgecildi de gerildi yuz kaslari
ses tonlari ve basladi kalp agrilari.
hizla acilan ve ayni hizda kapanan telefonlar gibi ya
da goz kirpilmadan acik tutulan gozler gibi.
kafani asagi degil yukari biraz daha yukari kaldirirsan
ve hizli bir sekilde kirpistirirsan gozlerini kimse bir
sey anlamaz dendi. benim buna ihtiyacim yok ki
diyecektim ki kimse beni dinlemedi. sonra zaman
geldi gozlerim de kafam kadar bostu. cok yorgundum
ve bir o kadar da ozlemistim. ruyamda gormustum.
sessiz sakin ama birlikte. sonra yine akla dusen imgeler
oldu zaman zaman. bir tanesine tutunup kalmak gibi
bir sey olsa gerekti yasam. belli donemlerinde hep
gulumseyerek her seyi gecistiriyorduk da belli zamanlarinda
sadece olani buyutup elimize yuzumuze bulastiriyorduk. ben
ise simdi seni buyutup yuzume gozume bulastiriyordum.
hani cok sevdigim bi deyim vardi ya onu bolca kullaniyordum
seni her gun yuzume gozume bulastiriyordum. her zaman
ayni seyi yapiyordum ya da sunu mu demeliydim. herkese ayni
seyi yapiyordum. belki?!... ama simdi kadrajda sadece sen
vardin ve saatlerce calan bu sarkilarin hic birinin anlami bir
baskasina yorulmuyordu. sozcukler dokulurken agzimdan
belki de sadece dokuluyorlar artik, kim bilir...

9 Temmuz 2003

kapip koyuvermek diye bi terim var mi bilmiyorum. ben kullanmak istiyorum. ben tam dusuruyordum kendimi hani tutarsin diye ki realiteye carptim. kelime bile kotu. burali degil sanki.
and i don't know what to say to you
but i'll smile anyhow...

bugun cok yorulduguma kanaat getirdim ve gidip kendime bi yemek ismarladim. tek basima yemek yedim de kulak kabarttim benim disimdaki tek masanin konustuklarina. gundelik hayat gundelik seyler. bi ofisim yok ama ben cok yorulmaya basladim. normale ozlem duymaya basladim. kendime yemek ismarladim. once zaman olsaydi tek basima yemek yemeyi sevebilirdim ama sen beni baska turlusune alistirdin ve alistirdigin gibi de gidiverdin. gittin demeye dilim varmadi da gidiverdin dedim hani aniden dusuverirsin ya ama istememisindir bunu. seni bogan bir ton seyin arasindan seni gormeye calistim bugun ama pek izin vermedin buna. gucum mu yoktu da susmayi tercih ettim yoksa kirildim mi da susmayi tercih ettim bilmiyorum. ben bugun kendime yemek ismarladim. oturup tek basima yemek yedim.
dusunmek eylemi paranoyaya donustugu zaman can yanar. bacaklarimi duvara dayayip uyuya kaldigim zaman kan beynimemi gider yoksa oylecene oldugu yerde durur mu merak ediyorum. otobuste bi sivrisinek vardi da seni nasilsa baskasi oldurur deyince ucup gitti. insanlar mi? onlar bana anlamsiz anlamsiz baktilar cunku ben butun sabah yanimdaki kediyle konustum ve sokaktaki kimseyi tanimiyordum oysa kedi bana cevap vermemisti bile...

8 Temmuz 2003

hani inceden guzel bir playlist hazirlamak mi her seyin basi bazi gecelerde... gerginligimi kamufle etmek icin bin turlu saklabanliga basvursam da saklabanlik kelimesini su cumleye yakistiramasam. gozumde buyuse / gozumde buyusen... korksam da korktugumdan ne yaptigimi bilemesem. hani? desem bu sefer cumleyi baslatmasa da sadece soru olsa bu kelime. baska bir suru guzel kelimeyi yanyana getirsem sen de duyunca buna sevinsen ama ben yine de bilsem gelisiguzel kelimeleri de yanyana dizince seni sevindirebilecegimi. mi? bundandir bu gelgit ruh hali bundandir anlamsiz inisler ve cikislar konusmadaki tonlamada. bu nedir diye sorar o ses sana... ve belki binlerce soru daha sorar. sonra sana der ki cevabini bilmedigin soruyu gec, elbet ilerde bilirsin cevabini. sair ne demisti? gercekten seviyor musun ya da gercekten ozledin mi diye sorulmaz ozlemek vardir ya da yoktur demis. vakti zamaninda butun siirler ve butun sarkilar harcandi anlamsizca ya da anlamli bi sekilde bilmiyorum ama bittiklerini biliyorum...
Wishful thinking you might be mine
Every shiver sends
One breath under the bridge of sighs
Bending where the river bends....

Heather Nova

gunduz gunduz...

intoxicated with the madness, i'm in love with my sadness

her zaman ayni seyi dinlemek mi anlamsizdi yoksa "bak burda ne var" diyen bi sesten sonra baska bir sey dinleyemez olmak mi. "cift kisilik degil ben oturdugum zaman hic sormadin sen bana "kac kisisin?" diye. ben de sana sormadim. icersi cok kalabalik sen de gel desem ne derdin ki?" dedigim zaman keske bana "ben bi dolasiyim sora gelerim derdim" demeseydin. ben cok ictigim bi vakit seni ozledigimi soylerken gercekten ozlemis bile olsam hani bir parcam mi desem bir yanim mi desem, bireysellige alismis ama ozgurluge oykunmus de ozgur olamamis belki. bilmiyorum gerginim hala. gul rengi sarap icilmez mi boyle gunde diyor kadin, icilir belki kim bilir...

7 Temmuz 2003

gerginim cok gerginim hem de. kovalamaya calistigim seyler pes etmiyorlardi buna alismistim ama simdi beni suclamaya basladilar. hem de delicesine. ben ne super girl oldum ne de brown eyed girl. hele hele super -brown eyed- girl hic olmadim. insanlar olmayacak duaya amin demeye bu kadar bayildiklari surece daha benim cok canim yanacak, daha ben cok canlar yakmak zorunda kalip yapamicam ve yine bana donecek olan biten. gidin basimdan lutfen... ince ipler uzerinde sadece yurunur dansedilmez, cekistirmeyin beni, zorlamayin dans etmeye...

6 Temmuz 2003

yine yazdi ve gecen seneydi. o kadar sicak bir havada akillica olan hizli hizli yuruyup gidilecek yere daha hizli mi varmak miydi yoksa yavas yavas yuruyup daha mi az efor sarfetmekti... majeste o kadar hizli yurumeme anlam verememisti cunku erimek uzereydik. dun de erimek uzereydim ama tuttu beni bir sey ve resmen durdurdu. cok ince seylerle bagli olan her sey icin gecerli cumleleri kurmayi hic beceremedim ama iki ters bir duz sirasinin iki ters iki duze birakinca bile hosuma gitmiyor. sen diye baslasam cumleye ve cumle bag icerse. ama her seye ragmen kurmasam o cumleyi. kurmasam da sen ben anlasak, uyanan bunyeler biraz daha ayik olsa... ummak ve umit etmek...insan organizmasi.

bagladim canimi zulfun teline
sen beni biraktin elin diline...
cok sevmedigim pek de bilmedigim bana ait on tane renkli tirnagim var su anda. insan bazen kendi vucudunun parcalarini bile taniyamiyor... taniyamiyor ki arkadaslarini tanisin... her cumleyi her kelimeyi saldiri platformu haline getirsin. telefonunu sever misin? bel cantani sever misin? cantani sever misin? sorularinin arkasindan gelen bir visneli dondurmayi sevme ya da karsi cinsi sevme konusmasi degerinden bir seyler biraksa da yolda, bu konusmalar da sevilmeli. kus bocek moduna gecilmemeli, konusarak dunya kurtarilmaya calisilmamali. once kendini kurtarmaya calismali kisi. sabaha karsi yagan deli yagmura oykunerek gececek uzun kisi aklinin bi kosesine koymali insan. insan bu yapmali etmeli. su sayfanin bile butun yazilarini degistirebilmeli ki zaten degistirdi...
bir insana bir sey soylemek bir insana bir seyi BIN kere soylemek. bir insana bir seyi tek bir seyi anlatamamak ve sonra bundan yorulmak. ama o insanin yorulmamasi. kisir dongune girmek ve cikamamak. yagmurun dinmesini bekler gibi insanlarin durulmasini beklemek.
cok yavas hareket etmek ve sonra donem donem bunu hatirlamak... kelebeklerin arkasindan bakar kaliriz ya hani, hic bir zaman tutulamayacagini biliriz onlarin... o tutamadigin kanatli uygarliklar gibi ucusan bi gulumsemenin kosarak suratina yapismasi. girtlaginin tikanmasi ve olaylarin gelismesi. bi sise kalecik karasi ismarlamayi cok istemek. herseyin cozumlenecegini dusunmek. evi ozlemek. evde oturmayi ozlemek. yorulmaktan bezmek. "is" olmasi ve onlarin yoluna girmesini dilemek... sabah ziyaret edilen arkadaslarin evinde yastiklari yerde gormek yastik kiliflarina bakip bakih uzun uzun gulumsemek cunku kiliflarin ustunde pillow talk yazmasi. yastiklara yatilip yapilan konusmalar vardir. bir de kizlarin uyarildigi gece karsi cinsle yapilmamasi gereken konusmalar vardir. siz kesin kavga edersiniz soylemiyle. sinirlerini aldirmak ya da aldirmis gibi yapmak. ortada bir neden gorememek. gozleri kapatmak degil de gorememek. gormek icin ugrasmamak. sonra bir de obur yandan egilip bakmak arkadaslari ozlemek ama zaman denen kavramdan cok uzak olmak elinde hic kalmamasi. gunlerin hizli gecmesi, icimden de bi dilek gecmesi... uzun zaman sonra bu yazilanlardan nefret etmeme istegi...

1 Temmuz 2003

hersey kotu giderken bi tek iyi giden sensin hayatimda dedigim zaman sana bu cumleyi gercekten kurmustum. baska sehirlere giderken ben herseyi ama herseyi birakip gidiyordum da tek amacim gitmek oluyordu. ama baskalari sehirlerini birakip bu kaosun icine dustukleri zaman, bu istanbul denen sehre geldikleri zaman herseyin o kucuk sehirlerde oldugu gibi isledigini saniyorlar. herseyin hemen istenince yapilacagini saniyorlar. anlamiyorlar. insanlar var. insanlarin isleri var. insanlarin hayatlari var. disinda durulmasi gerekebilen bazen...
icim kirik disim degil. sen varsin ben de varim. en nihayetinde benim de ozum var. ona donuyorum her seferinde kosaraktan olmasa da hizli bir sekilde. ozume... seni tutsam ellerimin icinde, bana sarildigin zamanlari bile ozleyebilmemi seviyorum. senin neyini ozleyebilirim ki? sorusunu cevapsiz birakmiyorsun. gidesin yok ama gidicisin gibi korkmak hani soylemek istemek ve soyleyememek ve bir anlik dikkatsizligin yarattigi cokusler...
bir suru sey bu hayat.. hem de bir suru...