30 Eylül 2003

Geldim ve gidiyorum. Affet.

00:32 29 Eylul 2003

28 Eylül 2003

bana edit your blog dedi...
ruhum o kadar benden ayri ki, o kadar yenilmisim ki...
o kadar kin bile tutamaz haldeyim ki...
telefonu kaldirip alo dedigim zaman bile ne diyecegimi bilmiyorum...
cunku niye diyecegimi bile bilmiyorum...

cesitli olgulari dusunuyorum...
terkedilmek...
aldatilmak...
asagilanmak...
bu bambaska, ben bunu haketmedim. bu saydiklarimdan herhangi birini hakedebilirdim...
insanim, cig sut emdim, yapmam degil yaparim...
herhangi bir seyi yapabilir ve bunlardan birini hakedebilirim...
coktan secmeli bu testte bile yuz uzerinden sifir yapabilirim...
ama sen kendime olan saygimdan calmaya basladikca ben hic bir sey yapamam...
arkadaslarin nerde olduklarini bilmediklerini soyluyor...
inanmiyorum...
ya da farzedelim inaniyorum...
ne degisir ki...
sana kizmanin anlamini yolda birakip gittigimden beri yazilan cizilen hersey bana donuk...
bir o kadar da donuk...
her hangi bir seyi hakedebilirdim, agzima sakiz ediyorum bu lafi...
uykumu kaciriyorsun...
yanlis...
yapmis olduklarin uykumu kaciriyor...
EgoMyLegO her zamanki gibi geceyarisi konusmalarinin basrolundeydi...
aradan bes sene gecti ama hic bir sey degismedi...
bana herhangi bir seyi hakettigimi ama bunu asla haketmedigimi soyluyordu...
ahizeyi mi dusurseydim elimden...
kendimi kara kara duslere mi dusurseydim...
birak zaman aksin / mahkumuz inan dedi sarkici...
"hak etmek" kavrami bana ugradigi zaman boyut degistiriyor...
dert dokmek mi?...
anlami yok ki, dokulsun...
yarari yok ki, dokulsun...
dert yanar oldum kendi kendime...
yandikca nefret eder oldum kendimden...

bir insan sol kolu olmasa da yasar ama kendine saygisi olmadan yasayamaz...

26 Eylül 2003

oyle serseri bir kursun oldun ki sonunda
dan dedin kendi kendini vurdun
sen ki kaanunun kuvvetinde bir kararnameyle
cocukluktan ceffel kalem ihrac olunmustun
tohuma kacsan da sersem siklerin tohumlariyla
savrularak Ataturk bulvarinda LSD avenulerine,
ecel denen Enterpol'e acilen teslim olana dek
cok sabikali ama, cok cocuk bir cocuktun
hep o ihtiyarlamis cocuk bahcen icinde
ve hala icerek....

can baba ben sana daha ne diyim...

icimi daglardi da kufretmeden dile dokemezdim.

bu sabah bir umut var icimde
nasil olsa geri gelirsin diye


buna hakkin yok iste... cikip gelme fiili en cok sana yakismiyor...

-hapsuuu , hapsuuu
-cok yasa birisi seni aniyor
-beni anani da , senin anani da baslatma simdi....

sadece ruyalarimdan gulerek uyanir oldum, cektigim fotograf karesine insanlarin sigmamasi beni neden bu kadar mutlu etti bilmiyorum...

cik artik ortaya ve beni terket!

24 Eylül 2003

sen hic bi fotograf albumunde fotograf sakladin mi?
ben yaptim...
butun fotograflari dizdim
sonra da seni sakladim onlarin arasina.
hani o eline kalin gelen fotograf var ya
ordasin iste
hemen onun arkasinda digerinin onunde...
kimsenin gormedigi yerde.
simdi seni cikarsam mi ordan bilmiyorum.
neden sebep sonuc
keder kader
iyi guzel
ot bok
bir suru sey gecer oldu aklimdan
sen hic bi fotograf albumunde fotograf sakladin mi?
hadi hadi. sacinda sakli binlerce kucuk kizin elindeki igne miydi bana batan?
saclarin miydi?
her hamlenin onundeki tuglasin sen
agiz dolusu kufursun
varlikla yokluk gibisin
hatirlanmayan butun cumlelersin.

mucize gerek bana gidecek bir baska dus...

23 Eylül 2003

onde zeytin agaclari arkasinda yar
sene 1946
mevsim
sonbahar
onde zeytin agaclari neyleyim neyleyim
dallari neyleyim.
yar yoluna dokulmedik dilleri neyleyim.

yar yar!... seni kara sapli bir bicak gibi sineme
sapladilar

degirmen misali doner basim
sevda degil bu bir hisim

gel gor beni darmadagin
tel tel cozulup kalmisim.
yar yar
canimin cekirdiginde diken
gozumun bebeginde sitem var.

B.Rahmi Eyuboglu

cok mu seviyorum ben bu siiri....

eskiye donuyorum, donebildigim kadar basina.
tasimadigin hic bir safligi benden isteme.
gozumun icine bakip "sen de o kadar temiz degilsin" derken dusunecektin bunu.
perdeyi kapatirken arkami dondugumde orda oturuyor olmani dilerdim.
iki hafta on bes gun boyunca "-1" terimini bir kere kullandim/k sadece.

simdi kendime donuyorum
perdeyi kapatirken gozum disari takiliyor
kimseyi goremiyorum.
yanlis yerdeyim biliyorum.

yarin perdeyi kapatirken sadece perdeyi kapatmak istiyorum....

cok var baslasam da yetmez bu sayfa baslamasam da yetmez
imla hatalirini duzeltmeye adasam kendimi saatler yetmez
dedim ya hic bir sey yetmez
senin oldugunu herkes kabulleni
sen sen sen ve sen
acaba hanginizle konusuyorum
sadece nefes almaniz yeter
sana cok uzun bi mail atacaktim ama atmadim
atamadim bilmem neden
nedensiz isler yapma mevsimim gelmis olsa gerek


hic bi sey diyen bir cumlenin
ortasina terkedilmis bir kelimeyim;
oznesiz.. zamansiz.. zarfsiz... mektupsuz... adressiz...


gozlerim o kadar acimakta ki kapasam bi turlu kapamasam bi turlu
aklim sira filmlerle dalga gecerek kapilari "cok yalnizim be atam" diye aciyorum
aciyorum da iceri girince insanlar aciklama yapamiyorum
cok kalabalik hissediyorum
kendimi kalabalik saniyorum

saatlerce ama saatlerce sana yazmak istiyorum
eski tadima donmek istiyorum
ne zamanki kirmiziya maviyi karistiriyorum
mor oluyor
ve ben yazamiyorum
oysa tek basima kirmizi oldugum zamanlar ne guzeldi...

i thought that you might have some advice to give ...
on how to be ...
insensitive...


fiilleri cekimlemek istiyorum;

eat ate eaten
sensitive insensitive kudra

...


cok uzun zaman sonra kendimi guzel hissettim ve bunu sana degil bir baskasina borcluyum...
zaman kavramimi kaybettim.
tek bildigim seninle ilgili cumlelerin basina "uzun oldu" eklemek
uzun oldu yoksun
uzun oldu seni gormuyorum
uzun oldu sesini duymuyorum
uzun oldu....

"yanlis yerdesin!"
evet yanlis yerdeyim... teorimi curutmeye calisiyorum belki de curutemiyorum.
sarhos olup anlamsiz cumleler kurup butun akillari bulandirabiliyorum. aptalim.

bi deli kuyuya tas atti kirk akilli cikaramadi

aptalim.

18 Eylül 2003

elimi her playlist e attigimda once en neseli sarkilari secip sonra
nasil dinlenemez bir playlist hazirliyorum kendimi anlamiyorum.
anathema nin bir sarkisi var bilir misin? aman eksik kalma.
aradiginiz kisiye su an ulasilamiyor.
hazir kart reklami cevirmeye ozenen insanlar her an ortadan
kaybolabilir ve kendilerini her an bunyelerindeki shop and miles kredilerini
kullanmaya zorlayabilir. sizi turkiyenin dort bir yanindan sadece
varliklarini haber vermek icin arayabilirler.
shop and miles kendini yavastan sevdirir
bombili bili bili bom...
bir elmanin iki yarisi vardir. zaten yarimdan bir tane daha olunca
butun olur. o zaman butunu ikiye kesersem iki tane yarim olur.
yapistirinca da butun olur. biraz daha yazarsam sadece soz dizimi
olucak.
cok bekledigim zaman bekletenler utansin derdim agiz aliskanligi
simdi ne demem lazim dalga gecirtenler utansin mi?

16 Eylül 2003

where i end... you begin....

15 Eylül 2003

ne aglarsin benim zulfu siyahim
bu da gelir bu da gecer aglama
goklere eristi feryadim ahim
bu da gelir bu da gecer aglama

bir gulun cevresi dikendir,hardir
bulbul gul elinden ah ile zardir
ne de olsa kisin sonu bahardir
bu da gelir bu da gecer aglama

daimiyem her can ermez bu sirra
eyup sabir ile gitti misir'a
koyun oldum agladim ardisira
bu da gelir bu da gecer aglama


14 Eylül 2003

cikip gidesim var.
hayattan mi bu vucuttan mi bilmiyorum ama gidesim var.
hep ayni devinimler icinde kendimi turevliyorum
ve bir arpa boyu bile yol gitmiyorum
sagima soluma bakinca "neler neler" yapmis insanlar goruyorum
goruyorum da ben hala pek bir sey yapmiyorum

susuyorum, sus oluyorum
kiziyorlar
kucuk bir caydanligim var, biliyorum
ama kullanmiyorum
EgoMyLeGoya haber edesim geliyor icimden
tek kisilik bunalimlarin sadece bir fincan kahveyle yapildigini

"......hasret basini egermis adamin...maphustan kalkan uzun bir havayim simdi...

bir anda yeni genclik oluyorum
ve butun suc tekrar playlistte vucud buluyor
ki ben o sirada bu vucuttan coktan cikip gitmis oluyorum
cok mu seviyorum cok mu ozluyorum
napiyorum ben anlamiyorum

yasattigin her ani
yasatigin her aciya esit oldugunda,
bil ki seni ozluyorum
bil ki aci cekiyorum


yetip yetmedigini sorabilecegim birini ariyor gozlerim
gozlerim birinci agizdan muhattabini bile bulamiyor
o egri cizgilerin ve duz cizgilerin kelime haline gelip kendisine saldirabileceginden bi haber insanlar...
bilmiyorlar, bilmeyecekler
bilecekler
cok kizacaklar
susacaklar
mevsim gececek

"...yalnizlik bir mevsim gibi..."

hersey gecer, hersey biter...

"...nothing lasts forever not even though november rain..."

batsin bu dunyayi, gorevimiz tehlikeye baglayan sen sakrak bunyelerin hepsi
hem de hepsi
keskin gozlerin hepsinden kacarak
sadece vakti zamaninda yeterince bugulanmis gozlere kendini gosterir
kendini acik verir
ne demisti yazar...

"...ne kendini sever ne de o koridordaki gri isigi..."

EgoMyLeGo kendini ya iste ya da paranoyalarinda kaybettigini anlatirken
cok mu farkliydik.. kendimizi farkli mi saydik...
deklansor sesinden niye bu kadar fazla haz ediyorduk ki...

"... ah bir atas ver cigarami yakayim, sen salin gel ben boyuna bakayim..."
dusunmek ve sonra benimsemek
kendine guvenmek
gecmek
hafizaya guvenmek
bir yere not etmemek
unutmak
hatirlamamak
ankaraya uc saatlik omru olmak
omru olmak
omur bir insan olmak

sus olmak... suspus olmak...
dinlemek..din..lemek...
demlemek...iki kisilik cay dem...lemek...
cay istemek... dem.li istemek.

12 Eylül 2003

vapurlarda dolmuslarda cok dusunecek vakit olmasi iyi degil... duz cumle...

"gidecek olanin yasini simdiden tutmak ugursuzluk getirir...
.......ugursuzluk eninde sonunda gelicek ya zaten.............."

ve anlami ikiye ayirmislar, gercek anlam ve mecaz anlam diye.
sen daha dur bunlar isinma turlari.

10 Eylül 2003

..
keep on making the same mistake
keep on aching the same heartbreak

...

anne kisi fal baktirmis. baktirmasaymis.
orta boylu biriyle bagim varmis ama biraz daha uzun boylu hafif gobekli birini gordugum zaman kolumla onu kenara itip diger insana dogru gitmekteymisim.

...


sen de gorulmez yaralar aciyorum...
ya da sen de yara actigimi umuyorum
ama gorulmez olduklarini dusunerek yara actigimdan emin oluyorum...
avutuyorum kendimi gorunmezlikle...
oysa ben sen de yara acmak istemiyorum ki...

nerdesin be adam....

7 Eylül 2003

...sen de bu konuda cok temiz degilsin...

6 Eylül 2003

izninle aklima geldi...

oylesine orda herkesten ayri bir sekilde durmustum... sirtimi o pis levhaya yaslamistim. sevmedigim bir seyi dinlemeye calisiyordum. bir sey bekliyordum. daha cok severek dinleyebilecegim bir sey. seni, senin beni gordugunu, sonra yine seni gordum. konustuk ama tek kelime anlamadik cok ses vardi.
bu snapshot in anlami var mi? sanmiyorum.
neden bir anda aklima geliverdi onu da bilmiyorum.
su an ne yapiyorsun?
...insanin periyodik olarak aglamasi gerekir...

bunu gerceklestirmek icin eve yasi dort ile baslayan iki insanin gelmesi mi gerekiyordu bilmiyorum. telefon acma eyleminin de mevsimi mi var acaba? merak ediyorum. bunu da merak ettigim seyler arasina koyup geciyorum. bir sonraki buyuk "herhangi sey"e kadar.
varlikla yokluk kadar onemli demistin bir keresinde bana bir seyi anlatirken.
varlikla yokluk gibisin.
varlikla yokluk gibi verdigin mutluluk.
varlikla yokluk gibi olan hersey.

"...bilirsin ki you are on your own cunku.. but you never are baby..."

iki sene once saklanan mesaja iki sene sonra saklayacak baska bir mesaj eklemek. seneler gecse de hala arkasindan aglamak. seneler gecse de hala arkasindan aglayacak olmak. eylul ayindan nefret etmek. icini parcalara bolmek ve boluk porcuk yasamak. yasamak?

yasanan acinin kademe dusuklugu yuzunden hafife alinmak. kolun kopmadi diye doktora gidememek ve sabaha kadar bas agrisi cekmek. metaforlar arasindan kendini kaybetmek ve yine kacinci kime seslendigini unutmak.

arabada giderken yoldan gecen bir cifte ozenmek.
kizin sacinda ufak bir toka, elini cocugun beline atmis cocuksa kizi zaten sarmalamis, saclarini yapmis, en guzel sandigi gomlegini giymis. kizin narince, elinde ufaktan bir canta uzerinde omuzlari acik beyaz bir kazak. omuzlari yeterince gozuksun diye durusunu bozmadan yuruyor. yuzunde hafiften bir makyaj. belli ki ozenmisler ustlerine baslarina...
en son ne zaman diye dusunuyorum sonra ellerimle gozlerimi ovusturuyorum ve tabi ki ellerimi yaglanmis saclarimda dolastiriyorum. artik bi banyo yapma vakti geldi. betimlemeler bile egreti.

sizin huyunuz mu bu? bir seye sinirlenip sinirinizi baska seyden cikarmak?

muhtemelen... catir catir yazamam ya sinirimi buraya. varlikla yokluk gibisin. varsin. yoksun. kalemi tutmakta bir sorun yok ama hareket ettirmek de sorun yasiyorum.

"su an eskisehirdeyim. arka bahcede oturmus kitabimi okuyorum" cumlesini sarfetmek istiyorum. kalacak yer mi? bilmiyorum.

bana caninin yandigini soyledigin zaman kolunu isiriyorum ki baska yone odaklan diye. bir dukkana dalip bana sac sekillerinizden ve tirnak boylarinizdan bahsettiginiz zaman da sizi azarliyorum objeye odaklanmaniz icin. sanaysa bazen yalvariyorum bana odaklanman icin...

sarhos olmak ve sar-ho$ olmak gibi dunya. biri varsa digeri de vardir.
sarhoslik varsa sar-ho$ olacak insan yoksa aci vardir
sar-ho$lik varsa zaten sarhosluk vardir.

sweet child of mine...