I need an island, somewhere to sink a stone
I need an island, somewhere to bury you,
Somewhere to go.
uykusunu alamamisti ama sonradan farketti daha fazla uyumanin ya da daha az uyumanin hic bir anlami yoktu... kahvalti ederken bile tam olarak ne yaptiginin farkinda degildi. gelecek planlarindan konusmayi hic sevmezdi. yaz basi mahmurlugu icin hayatinin bi kismini kapatmayi dusunuyordu. neden ki? o boyle bir seyi yapamazdi. yaz basi yasam kredisinden calmak ona yetmemisti galiba, cunku yaz sonu kredisinden de caldi. pisman olmadan karari eyleme dokmeliydi. boylece belki vaz gecmezdi...
28 Şubat 2003
hic bir seyde kalmamisti aklim... hava sicakti da hani seninle aksamustu birasi iciyorduk sessizce, yoldan gecen insanlar vardi ama hic biri umrumuzda degildi. elin benimkinin ustune bir turlu dusemiyordu cunku cekmemden korkuyordun. beni tanidikca elinin golgesi bile elime dusemiyordu. kirpinin dikenlerini torpuluyormus adamin biri kaldirimin kenarina oturmus. bilge karasu boyle yazmisti gocmus kediler bahcesinde. torpulenmek?
bu saclar cok kisa...
bu saclar cok kisa...
kirmizi bi carsafin var, uzerine kareli ama yesil bi yorgan. sen yatmisin da hani sanki sirtini duvara dayamisin, benim sirtim ise sana donuk. tek amacim sirtimi senin gogsune yaslamak ve boylecek guvende oldugumu hissetmek. sana bakiyorum donup, o kadar mutlusun ki... gozlerinde kendimi gormeye calisirken bile hic zorlanmiyorum. ama bu yine de gozlerimden suzulen iki damlayi engellemiyor. senin tabiatin bu, anlamiyorsun. hani benim o zaman hissedemedigim beni terkedisin. ama guzel sozler vardi dillerde, ben seni seviyordum. en buyuk yanilgiyi yasiyordum ama seni yine de seviyordum. carsaf kirmiziydi da yorgan yesildi. ben de yorgundum. yavasca boynumu opuyordun, gulumsemelerim o kadar kucuk olmalarina ragmen o kadar coktular ki... seni bile sarabiliyorlardi... ozlemek var tabiatta....
kulagima egilip beni ne kadar sevdigini yineledi. saclarimin kirmizisi o kadar gozunu aliyonrdu ki son on dakika icinde ucuncu kez yineliyordu bana olan askini. oysa ben o gece kac kisiyle flort etmistim sadece gozlerinin icine bakarak ya da sadece yanimdan gecmelerini izleyerek. insanin tabiati garip, ozellikle kendini iyi hissettigi zaman dilimleri. yaninda sungusu dusmus birisini neselendirmeye calisirken sanki kendi nese kredisinden calar :) oysa ben hala seni cok seviyorum, senin kim oldugunu bilmeden... ben hala sana varan dusler kuruyorum, sicak bi yatakta kollarinin arasinda uyuya kaldigim dusler...
27 Şubat 2003
sanki bir an icin "takdir" bekledi, o tanimadigi adamdan. camin kenarinda oldugunu gorebiliyordu ama adaman arkasi donuktu. geriniyordu. uyumamis miydi acaba? donup baksaydi cevap alamayacagi bi gulumseme atsaydi ona. ama tabi ki olmadi. isiklardan gecip devam etti yoluna, yanindan gecen iki kiza bakti.
ben bu sarkinin live versiyonunun olacagina inanamamistim... ne kadar anlamsiz bir cumle. inanclari mi sorgulamak lazim yoksa o elinin boynunda ne isi oldugunu mu sorgulamak lazim... gozlerini dikip baktigi zaman hani sanki saatlerce sarilabilirdin ona, ama o bunu bildigindan ya da bilmediginden sana bakmiyordu. bilse ne olurdu, baksa ne olurdu, sarilsaydin ne olurdu? bir sey olsaydi ne olurdu? gozlerini duvarlara(!) dikip son ses muzik dinlemek gibi midir?
majesteye anlatiyordum bugun... eskiden "asik" olurduk... nasil yapardik bilmiyorum. nasil yaptigimizi majeste de hatirlamiyor ama o da biliyor, biz eskiden asik olurduk ikimizin de gozleri parlamisti bu cumleyi duyunca. gozlerimi gormeye calistim bir kadeh kirmizi sarabin kirmizilginda olmadi. tek gorunen kadehin agzimi dayadigim o elips seklindeki yansimasiydi. herkese baktigim zaman alenen gorunen tek sey ne olursa olsun hayatin devam edip gittigiydi. ve o "herkes" in ayni kadraja sigmadigiydi...
26 Şubat 2003
kalemin uzerinde permanent yaziyordu belki bu yuzden inatla kalem kagit aramistim. kalemin kaliciliginin gucune tav olmustum, burnumda inceden bir gaz kokusu vardi, terketmem gereken bir yerdeydim ama aklim hala kaloriferin yaninda gecirdigim o gecedeydi, o kadar sicakti ki bir kedinin gecirebilecegi cinsten, sabaha karsi atesler icinde uyanip uzerimdekileri cikardigim zaman o gitmisti. bana bir not birakmisti "yine gel" icimden "neden?" diye gecirmistim. o butun gece islerine bogulmusken bense sadece sirtini gorebilecegim bir yerden kitabima dalmistim. hic bir tensel arzu olmadan bir erkek bir kadinin yeniden gelmesini neden istesin ki? burnumda hala inceden bir gaz kokusu, dislerimi fircalamaya bile useniyorum. gozum masasindaki fotograflara takiliyor burda ben de varim. gaz kokusu. artik gitmeliyim...
25 Şubat 2003
clare... onun adi buydu. sarindigin sicak battaniyeden tam karsi eve bakarken kulaginda dolasiyordu. dolasiyordu da karsi apartmanin en ust katindan sana uzanmis namluyu goremiyordun. gormezden gelmek bile daha guzeldi. saga donmekle sola donmenin birbirine esit oldugu zamanlar vardi, bu zaman gibi. cd de atlayan bir sarkiyla boyut degismezdi ama sen o kazagi uzerinden her cikardiginda gozunu baska paralel bi evrene acmak isterdin. hani dus bu ya, o nefret ettigin karlarin icine bile dusmek isterdin. gozunde canlanirdi yavas cekim karlara dusen ince uzun boyla uzun sacli bir kiz, saclari havada asili kalmis da kollari bilememis ne yapacagini vucudunun yanindan ayrilmaz istemez, olamamis hic bir evrene ya da yeryuzune paralel...
24 Şubat 2003
dur bi sakin ol bi sakinles. sakin.. biraz soluk al. o kadar korktum ki. bir an o ayaklarin yere nasil bastigini anlamadim. o kadar incinmistim ki yere bile basamiyordum korkumdan. benim adimlarim olamazdi bu. o kadar gurultuluydu ki. oysa ben bir avuc pamuga basiyordum... yavas yavas... sonra seni gordum. meger o sert adimlar sana aitmis. ben de kendimden korkumstum. hani dondugum zaman yuzune vuran isiga tav olmus gibi aptal aptal bakmistim suratina. bilmiyordun ki bunun tek nedeni nasil bakacagimi bilemememdi.
neden gecerdi bi yaz aksami bu akildan. hani aksamustu kizilliginin tasidigi bi aksam. pastirma yazi ceker can belki ama dayanamaz ki. kirmizi bir etek duser golge gibi. seversin o etegi bilirim. o etegi herkes sever. ince tiril tiril. yuzunun bir yarisina gunes vurmaya calisiyor ama binalar o kadar cok ki , binalar o kadar ... sensizlik senleyken daha agir... bundan cok zaman onceydi, harflerin golgesinin oldugu bir zaman icindeki siziyi dindirmek icin kucuk centikler atardin. o centikleri de gulumsemenin arkasina saklardin. sen ne sevimliydin bir zamanlar. hani sevimsiz oldugun kadar. elin yavasca gozkapaginin uzerinden gecerdi. kollarini kaldirmayi severdin hani paralel mi demek gerekirdi bu harekete. butun vucudunla olmasi gerektigi kadar yeryuzune paralel... cimenlere uzanmak gibi. yer yuzunden o kadar farkli gorunuyordu ki hersey. yuzunun sadece bir yani gunesle barisikti oysaki...
neden gecerdi bi yaz aksami bu akildan. hani aksamustu kizilliginin tasidigi bi aksam. pastirma yazi ceker can belki ama dayanamaz ki. kirmizi bir etek duser golge gibi. seversin o etegi bilirim. o etegi herkes sever. ince tiril tiril. yuzunun bir yarisina gunes vurmaya calisiyor ama binalar o kadar cok ki , binalar o kadar ... sensizlik senleyken daha agir... bundan cok zaman onceydi, harflerin golgesinin oldugu bir zaman icindeki siziyi dindirmek icin kucuk centikler atardin. o centikleri de gulumsemenin arkasina saklardin. sen ne sevimliydin bir zamanlar. hani sevimsiz oldugun kadar. elin yavasca gozkapaginin uzerinden gecerdi. kollarini kaldirmayi severdin hani paralel mi demek gerekirdi bu harekete. butun vucudunla olmasi gerektigi kadar yeryuzune paralel... cimenlere uzanmak gibi. yer yuzunden o kadar farkli gorunuyordu ki hersey. yuzunun sadece bir yani gunesle barisikti oysaki...
bunu dun yazacaktim ama fax geldi...
stuck... isaretler inanma istegi bir seylere inanma isteginden kaynaklanmaktadir cogu zaman. bazen herseyi isaret olarak algilayabilen bunye istemedigi zaman her seyi tek duzelige birakabilir. hayat bu hersey olabilir bi seyin pesinden kosmak ya da bir hayale takili kalmak gibi mi bilmiyorum.
pencereler birak acik kalsin
geceleri yagmurlar yagsin
gune bakan duslerimiz
yagmur sesiyle cogalsin
stuck... isaretler inanma istegi bir seylere inanma isteginden kaynaklanmaktadir cogu zaman. bazen herseyi isaret olarak algilayabilen bunye istemedigi zaman her seyi tek duzelige birakabilir. hayat bu hersey olabilir bi seyin pesinden kosmak ya da bir hayale takili kalmak gibi mi bilmiyorum.
pencereler birak acik kalsin
geceleri yagmurlar yagsin
gune bakan duslerimiz
yagmur sesiyle cogalsin
23 Şubat 2003
bir adamin evi onun kalesidir... saldiri sirenlerini calmakta gayet geciken suvariler yuzunden sehit sayimiz artmakta... karsilikli mukayese zemini olsa gerek artik buralar. hani sakasi da yapilmaz ki eskiden buralar hep yesillikti diye... yapamazsin diyemezsin cunku buraya seni getiren oydu, oydu da kaciran da... hani bi isi yapiosan tam yap derler. tam nedir ki ne?
21 Şubat 2003
wearing emotions so close to the skin... aramistim ama nedenim yoktu ki sonra aradan sekiz saat gecti aradi da bitmisti israr donemi. iyi oldu da denir boyle zamanlarda kotu oldu da. zaten sorun neyin bilinemeyecegidir.... neyin, onun, kimin... ki ne? i'm not touched but i'm aching to be... unfortunately not exactly
20 Şubat 2003
i swear i'll never know i'll never know diyip durmakta bu vokal... hani derler ya beni benden aldı diye. misal... film bittigi zaman canim telefon etmek istedi. ama denmez ki hic bir zaman bendeki duygusal boslugu doldurdugun icin bunu yapiyorum ya da sendeki bana karsi olan seyleri somuruyorum... iste bu yuzden de boyle susuyorum. boyle bisi yapmayacagim icin. go for it demisti majeste ama simdi when there's nothing, for what, shall i go for? hem kendisi de sormadi mi sana, neden ilgilendiriyo seni bu cephede suren ya da biten bir sey , eger ki sen o cepheyle ilgili degilsen... ve aslinda nasil emin senin cizelgende onun hanesi icin cizik olduguna... ama alevlendigi gibi kullenen hayatlar zamani. ya da aslinda hic bir seyin zamani degil de, kilif bulma zorlugu...
...
...
19 Şubat 2003
gerildim feci gerildim hemde.... ortada biz yokken ortada bi sey yokken ortada bi sorun oldu ve benden 15-20 dakika istedi. simdi ikinci asama bu muhtemelen, ortada hala biz yok ama ben istedigim yere gidemiyorum... dun ruyamda ne kadar kotu sey varsa gordum bi turlu uyuyamadim filan. falan. gitmiyorum... gayet basit...gitmiyorum...
never thought you'd make me expire...
never thought you'd make me expire...
18 Şubat 2003
bjorkten smashing pumpkins e terfi ettim sanirsam... duserim ben dedigim zaman tutarim dedi de neden dedi ki. tutamaz. butun bu hikaye bana o kadar tanidik ki.. anlatamiyorum. o kadar tanidik olmasa ben bu kadar seyi anlatacak malzemeyi nerden bulayim ve beni bunlarin disinda tut derken nasil bu kadar kesin konusayim... sIkILdim kesin konusmaktan ama baska turlu taslar durdugu yerde durmuyo...
when you love a woman, you see a world inside her eyes bu sarkiyi az aramamistim... simdi her seye farkli bakmak da canimi sIkIyor... i wrote a song about a lonely man i never meant to change your world... takili kalmama izin verseler uc seye takili kalirdim muhtemelen... simdilik... elimi tuttugu zaman hic cozulmeyen bagcigim cozuldu ve ben baglamak icin elini biraktim, o sekerler var. cebimdeydi atarken icinde kaldigini farkettim. atmiyim dedim. dedim de otobuse bindigimde yapis yapis olmustu cebim. attim cope. napiyim... hem sonra neden aradigimi bile bilmeden aradim da sonra baktim ki ben o yolda yururken baska birini gormek varmis. himfs... himfs'lama benjamin seni bu durumdan kimse kurtaramaz. peki cevat abi nasi istersen...
17 Şubat 2003
zaman mi hep yalan belki bostur olanlar... bana gelip kiz arkadasinin oldugunu soyledi... olabilir... yani aslinda olmamali ama olabilir. en azindan dogruyu soyledi. sonrasinda soyleseydi.. you took your best shot... neyse bu bana cok tanidik geldi, bana soyledikleri de cok tanidik geldi. sanki yaklasan bi 4 kasim gibi. tabi ki degil ama hayat tarih gibi tekerrurden ibaret. aklima keyholeangel gelmisti kitabimin basilmasi icin o kadar israr etmisti ki parasini odemeye de hazirdi sankim. iyi niyet asiri doz. tesbihin kuvvetli demisti birisi de. biri beni benzetecek ama ne zaman bekliyorum...
beynimi dinlendirmem lazim biliyorum ama o kadar anlamsiz bi duygu gibi geliyor ki... tavana bakmak gibi, ki dun gece hep tavana baktim. requiem for a dream izlemeseydim de ayni cumleyi kurardim muhtemelen ama... it's a reason for me to get up in the morning deme asamasina gelmesem bile, yuzumu yikamam icin bi neden. icimde bi his var bunun hic bir yere varmayacagina dair. hic bir sey bi yere varmaz aslinda ama bunu baslamayacagina dair bile bi his var aslinda. ama kapiyi aralik birakmami istedi, ben de biraktim...
16 Şubat 2003
hayatlar çesitli yerlerde kesisir cesitli yerlerdeyse sadece paralel gitmeye calisir. bazi izole hayatlar haric. bana uc tane kume cizmesini istesem ve bu uc kumeyi kesistirmeni istesem... mersin derim sana sonra hukuk derim en son bass derim... uc isim ucar aklimdan. sonrasi yine susmaktir aslinda. farzedemem ki boyle durumlarda bisi...
-neden yapamayasin ki?
-bilmiyorum ki yapabilir miyim, yapamam, yapabilirim ama yok ya yapamam ki ben
-iyi de niye?
-bilmiyorum ki majeste ya, ne biliyim yapamam iste...
iste'nin umma'nin otesine gidemeyen hayatlardir bunlar... her zaman...
-neden yapamayasin ki?
-bilmiyorum ki yapabilir miyim, yapamam, yapabilirim ama yok ya yapamam ki ben
-iyi de niye?
-bilmiyorum ki majeste ya, ne biliyim yapamam iste...
iste'nin umma'nin otesine gidemeyen hayatlardir bunlar... her zaman...
anlami olup olmadigini bilmiyorum, cok fazla sorguladigim zaman bir yere varamadigimi da biliyordum ama bi iki beynin kivrimlari da ayni sey icin ugrasti... ve bunun cidden ise yaramadigini gordum bi kez daha....
peki madem oyle dusundun beni neden o kizla tanistirdin God Knows even angels fall, neden demezdin bu sinirlarin icinde yasasaydin ya da sormadan kendi suskunlugunda kalirdin, kalirdin da yine sorasin gelirdi. umit bi kere kesilir...
peki madem oyle dusundun beni neden o kizla tanistirdin God Knows even angels fall, neden demezdin bu sinirlarin icinde yasasaydin ya da sormadan kendi suskunlugunda kalirdin, kalirdin da yine sorasin gelirdi. umit bi kere kesilir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)