30 Mayıs 2003
Asya Krizinin Birinci, Ikinci ve Ucuncu nesil doviz krizi modelleri isiginda degerlendiriniz. bu modellerden hangisinin Asya Krizini daha iyi aciklayabildigini nedenleri ile anlatiniz dedi bana ben de cevap verdim sonra seni de uc bolume ayirmisim dun birinin omzuna elimi koymus anlatirken buldum kendimi. seni sevmedigimi dusundugum zamanmis ilki cunku seni terketmisim. sonra ikinci doneme girmisim inceleyen insanciklar soyledi kopek gibi sana geri donmusum. kopek olmaz insan askta. yalan soyleme ask degil bu, boylesine ask denmez ki zaten. "uc gun gorunur yuzu dort gun yasar hayali" asgari kuralina bile uymadin. kopek kim simdi ben onu anlamadim. sana seni sevdigimi soylemisim bununla da cikmisim ikinci donemden cunku ucuncu donemde yine my mind went blank... hic bir sey kalmamis elimde. simdi ise uzatmalari mi desem surunmeleri mi desem onlardan birini oynuyorum. bilinen seyler, bazi sarkilari dinleyemiyorum bazi yerlere gidemiyorum filan. gecer bunlar da gecer elbet. ama iki kere ust uste ayni mekan lanetlenince pek gidilesi olmuyor.
28 Mayıs 2003
senin egon o kadar uzun sure yalniz kalmisti ki bir baskasini hayatina alman icin gerekecek olan surenin neresinde cildirip kosarak kacacagimi merak ediyordum. merak etmeme fazla gerek kalmadi kosarak kacmam sonra da surunerek geri donmem icin. her zamanki kurallar hala isliyor anlayacagin. bense her seferinde farkli olacagini umarak atliyorum yada zipliyorum her ne ise. telefon konusmalari bile hala ayni tadi tasiyor. cok sonradan ogrendigim seyler gibi cok sonradan farkettim. beni hayatina almadigin icin seni suclamaya kalkacaktim ki sen kimseyi almiyorsun(mus) hayatina. hani bi arkadasin var ya, ona boyle boyle olmus ama sen baska bir arkadasindan duymussun. sizi yakin arkadas bilirlermis sana sorsalarmis siz zaten oyleymissiniz. bazi zamanlarda herkesle ayni anlayisa sahip olmamak ne kadar garip. bana tas kalpli derlerken gulerdim de senin yaninda orta cag romantizm akiminin oncusu gibiyim. rahatligim nerden geliyor bilmiyorum sen ucup(!) gittigin zaman mi zirlamaya baslayacagim yoksa bu kadar kurdun icinde kuzu oldugumu soyleyememeye devam mi edicem...
24 Mayıs 2003
hastalikli bunyelerin hepsi ac kurtlar gibi bekler terkedilmeyi. terketmek onlara gore bir davranis degildir. onlar ister ki terkedilsinler ve herkese anlatacak bir hikayeleri olsun. suruneceklerini bilseler bile o iliskiye devam ederler. artik hersey gibi o son zamanlar (ki onlar son zamanlar olmasini dilerler) da kulfet gelir ama yine de zaferin yani terkedilisin yakin oldugunu dusunurler. onlara nur topu gibi anlatacak bir hikaye ve tutacak bir yas kalir geriye. ne kadar sevdiklerinin ne kadar sevildiklerinin hic bir onemi kalmaz boyle bir durumda. olaki bir hata yapip bir anlik sinirle terkederlerse birilerini senelerce lanetlerler kendilerini, yapilmamasi gereken en buyuk hatadir. sorulan butun sorularin cevabini kestirip atabilirler o zaman cunku. ama olaki terkedilirlerse arkasindan gelir o kara gunler, aci dolu edebiyat parcalamalari, gozyasi dolu sarkilar ve her soruldugunda kirik bir sesle cevap verilen iyiyim ya senler. ama terkederlerse hayat zindan olur artik onlara. hic bir seyin tadi kalmaz, kimsenin ilgisini cekmez nasil terkettigi mutlak bir kizginlik ya da karsi tarafin haketmesi vardir ve bunu dinlemezler. belki saygilarindan sormazlar belki de onlar da hastaliklidir da tek ilgilerini ceken terkedilisin acili oykusudur. ya da verecek omuz ariyorlardir ki bu onlari daha da hastalikli yapar. ama terkederse.... kelimenin kulaklarda cinlamasi bile gozlerinin parlamasina yetebilir. hastalikli bunyelerin hepsi ac kurtlar gibi bekler terkedilmeyi.
23 Mayıs 2003
zor bi durum ama anlam vermek imkansizlasinca daha da zor oluyor. hani diyorum gozlerimi kapatip devam etseydim mi daha iyi olurdu yoksa su an sectigim yolda gitmam mi... her secim bir kaybedistir ya hani ve hani baska bir suru sey daha vardir her zaman ama akla gelmezler. yine boyle bir gundu. bir yere varmayacagini bildigim icin setlerini asamayan insanlari kum dusurdukten sonra kisirdongune girip bosalan yere oyle bakakaldim. ben oranin doldugunu bile dusunmemistim aslinda. baska gozler de gordu bana hak verdi ne kadar duragan oldugunu. ah be,ah...
22 Mayıs 2003
her zaman bizi yakan bu farkindalik... bilmek, farketmek ve farkinda olmak ve buna gore yasamak. farkindalik tedbiri dogurdu. sonrasi cekilen setler ve orulen duvarlar. en buyuk hatamiz herkesi kendimiz gibi sanmakti ama bu en buyuk hatayi bir turlu yapamadik bu sefer. kimsenin kendimiz gibi olabilecegini, onlarin da bi siniri olabilecegini ve hatta en onemlisi onlarin da setleri olabilecegini bilemedik. asli yarin obur gun olarak kullanilan kalibi dun obur gun diye kullanarak basladigimiz cumlelerde ise birakip giderken o insanlari sabahinda bizim icimiz yandi.
21 Mayıs 2003
diyemiyorum bisi. hem de hic bisi. hersey zaten yeteri kadar farkliydi. ben gidiyorum dedigim zamansa hersey oldugu gibi ayniydi. ben sanki bir cay daha soylemistim de sekerler eksik gelmisti. diyemiyorum bisi. uzgunum. neden ben kirildim ki orta yerimden. hani agla desen durtsen beni onu da yapamam. o kadar az taniyan insanlar bile o kadar benimsemis ki onu. ben hala disardayim.
17 Mayıs 2003
o kadar cok bakisin vardi ki hepsini aynada bir suru isim sayarak harcadin sonra nedendir bilinmez ortalik insan kaynarken otobuse bindiginde butun bakislarini kendine sakladin. otobus her durdugunda butun bakislar ayni anlamsiz yere cevriliyordu. hic bir seyin olmadigi bir noktaya. sonra sabahin korunde tam yeri iste deyip gozunu diktigin zamansa "bugun cumartesi insanlar neseli olmali" cevabi bekliyordu seni.
sen yine anlat kendi tarzinda bosver anlamasa da insanlar.
sen yine anlat kendi tarzinda bosver anlamasa da insanlar.
16 Mayıs 2003
15 Mayıs 2003
14 Mayıs 2003
12 Mayıs 2003
kisa bir isme...
sen hayati sectin ve belki sen bunu cok once yaptin. ben daha hayati secmedim ben daha hayati secmek istemiyorum ben hala aylak aylak cimenlere yayilip ip atlamak istiyorum aptal gibi terledikten sonra yuzumu cimenlere yaslamak istiyorum. sense... kurmusun duzenini, hayatin tikir tikir islemekte ki baskasina ayirdigin zaman arta kalan zaman. bana ayirdigin zamansa yok. e ama bu degil benim gozlerimin gordugu. o yuzden paralel hayat arayisina gittim gelicem diye dalga gecilirken hayatla arta kalan zamanda goze gozukmek garibe gidiyor.
sen hayati sectin ve belki sen bunu cok once yaptin. ben daha hayati secmedim ben daha hayati secmek istemiyorum ben hala aylak aylak cimenlere yayilip ip atlamak istiyorum aptal gibi terledikten sonra yuzumu cimenlere yaslamak istiyorum. sense... kurmusun duzenini, hayatin tikir tikir islemekte ki baskasina ayirdigin zaman arta kalan zaman. bana ayirdigin zamansa yok. e ama bu degil benim gozlerimin gordugu. o yuzden paralel hayat arayisina gittim gelicem diye dalga gecilirken hayatla arta kalan zamanda goze gozukmek garibe gidiyor.
11 Mayıs 2003
9 Mayıs 2003
dolmus kuyruklarinda ne kadar cesit insan olabilecegini tahmin edebiliyordum ama bugunku kizi ayri bi kutlamak istedim.
-alo,naber?
-ha,arabada misin kapatayim mi?
-ha,konusabilicen o zaman naber?
-ay ben cok sikildim kirk dakikadir dolmus kuyrugu bekliyorum cildiricam.
-neyse iste oylesine aramistim eve gidince ararim.
*dumur*
-alo,naber?
-ha,arabada misin kapatayim mi?
-ha,konusabilicen o zaman naber?
-ay ben cok sikildim kirk dakikadir dolmus kuyrugu bekliyorum cildiricam.
-neyse iste oylesine aramistim eve gidince ararim.
*dumur*
7 Mayıs 2003
6 Mayıs 2003
torba sorunsali. eskiden insanlarin fileleri vardi onlarin icine aldiklari seyleri koyarlardi ve bir bakima dusuk gelir gostergesi gibiydi sonra demirden ayakli pazar arabalari filan cikti. simdi de posetlere dolduruluyor ve arabanin bagajina atiliyor alis veris torbalari. ama en son bir iki senedir suren igrenc bir durum var ki o da en cok mango torbalariyla yasanan bir kriz. yurdumun genc kizlari butun alet edevatlarini (telefon,cuzdan,anahtar,kitap...) bu mango ya da vakko ya da home store neyse artik bu kagit torbalarin icine doldurup etrafta fink atmaktadirlar. bi kere bizim bildigimiz cantalarin suyu mi cikti ikincisi o torbalar tasininca ve biz o insanlarin oralardan alis veris yaptigini ogrenince ne degisiyor. anlamama durumu.
boyle de bir dusunce vardir kadinlar komik erkekleri sever diye. kendisi yalandir ve hatta kulliyen yalandir. kadinlar zeki erkekleri severler cunku zeki erkekler zekalarini kullanarak espiri yapabilir ve dolayisiyla bir sonuc olarak kadinlari guldururler. ama komik erkegin cok fazla sansi yoktur zira kendisi merdivenlerden cikarken takilip dusse de komik duruma dusecektir ya da baskasindan duydugu bir fikrayi anlatsa da komik olacaktir ama arada zekasini kullanma bolumunu atladigi icin spontane bir durumda kendisi kapiya dogru inceden bir pikeye gecmek zorunda kalacaktir. dolayisiyla kadinlar komik degil zeki erkekleri sever ki zeki erkek de her an zekasini kullanarak komik olabilir. tabi butun genellemeler gibi bu genelleme de kendi icinde kendini eritecektir aslinda. kadinlar zeki erkeklerden hoslanmalidirlar kissadan hisse, oyle degilse de kendileri bilmelidir...
hani hic bir sey soylemeden sadece saga sola sarki sozu yazabiliyorum ama hani hic bir sey anlamadigim zaman hic bir sey yazip cizemiyorum. yine de uzun bir aradan sonra heather teyze cok iyi geldi. bazi sarkilar ruhu besler cidden yapabilirler bunu. teyze sarkiyi soylerken sen ruhunu teslim edersin filan. guzel olur. ama simdi bunlarin ne yeri ne zamani.
5 Mayıs 2003
eski sevgililerle konusturmayan insanlara anlam veremiyorum cumle kendi icinde yeteri kadar komplike ama yine de aciklama yapmicam cunku cok uzun. sadece nasil ki eski sevgililer olsun kuralini gerceklestiremiyorlar cunku herkes bir sekil birinin eski sevgilisi ayni sekilde herkes birinin bi sekil eski sevgilisi dolayisiyla kelimeler insan yemiyor... ama insanlar muazzam guzellesebiliyor gozun gormedigi sure icinde.
her zaman ayni seyi yapiyor olma hissi. ayirt edememeye baslamak. beynin cok fazla veriyle dolu olmasi
sonucu o an yapilan seye odaklanamama. isiklardan gecerken kirmizi ya da yesil olmasina onem vermeme,
sadece yuruyup gecme. hani birisi durdurup su an isik ne renk dese cevap verememe.
sacimi yikarken elim her sampuana gittigi zaman acaba bu kacinci sampuanlayisim sacimi bu sefer, bu birinci
miydi yoksa ikinci miydi diye sormak ama cevabi bir turlu hatirlamamak.
dinlemek istedigin bi grup oldugunu bilmek ama adini hatirlamamak. bu kadar dusunceyi beynimin hangi
kosesine sigdiriyorum ki belli basli seyleri bile hatirlayamaz oluyorum.
sonucu o an yapilan seye odaklanamama. isiklardan gecerken kirmizi ya da yesil olmasina onem vermeme,
sadece yuruyup gecme. hani birisi durdurup su an isik ne renk dese cevap verememe.
sacimi yikarken elim her sampuana gittigi zaman acaba bu kacinci sampuanlayisim sacimi bu sefer, bu birinci
miydi yoksa ikinci miydi diye sormak ama cevabi bir turlu hatirlamamak.
dinlemek istedigin bi grup oldugunu bilmek ama adini hatirlamamak. bu kadar dusunceyi beynimin hangi
kosesine sigdiriyorum ki belli basli seyleri bile hatirlayamaz oluyorum.
3 Mayıs 2003
o kadar cok sey var ki birer birer soylesem bile cok agir kacar... mVo hayatina ne kadar cok insan girerse konusma alanin o kadar daraliyor, bunu muhtemelen daha once de soyledim ama artik o kadar daral geldi ki bagira bagira susma eylemini gerceklestirir oldum. oysa neler neler soylemek istiyorum. nelerin ne olmadigina nelerin de aslen ne olduguna dair. bu kadar amip gibi cogalip dagilmasa keske organizmalar dicem ama ben de onlardan biriyim cogu zaman onlar baktigi zaman onlarin baz aldigi "digerleri"ne de ben dahilim. neyse. ip ucu bile yok sana.
ruyalar her zaman alt benligimi temsil ediyor bilmiyorum freud telefonda konusmanin cinsel iliski oldugunu soyluyor ya hani, icimden halt etmis demek geldi. bana telefon acilip hadi anlat bakalim neymis derdin dedikten sonra yumusayan bi ses duydum ruyamda. hem sonra neden dogumu ben yapiyorum da benim gobegimde kurumus bi gobek bagi arayip buluyorlar, kopariyorlar filan. ruyalar da bi yere kadar hele hele uyanip da city of lost children izlemek daha ayri bi olay.
ruyalari goruyorum goruyorum sonra onlari iyi de olsalar kotu de olsalar bilinc altima atiyorum. sonra olmadik bir yerde bir sey gorunce birsey okuyunca hortluyorlar resmen yattiklari yerden kalkip beynimi isgal ediyorlar. ruyamda bir arkadasimi gordum, ne sozlukle ne de baska sanal bir seyle ilgisi olan birisi. otururken bana uzun zamandir summitz e girip ordan zirvelere gittigini ve kendisinin de bi zirve duzenledigini soyluyor. benim daha nasi yani ya dememe kalmadan bir de nickinin krizamtasyonist oldugunu ogreniyorum ki zaten ipler orda kopuyor. ben ne zaman normal ruya gorme kredimden kullanicam merak etmekteyim.
2 Mayıs 2003
dun ben oylesine yuruyordum, havayi guzel bulup evden disari erken atmistim kendimi. binlerce kere girdigim o sokagin ordan gecerken bir anda amalgame sarkisini duymaya basladim. o kadar yadsidim ki, o olamazdi hani sanki. sonra hic bir isim olmamasina ragmen o sokaga girdim yarisina kadar yuruyup geri geldim. tam o sirada adam nakarati bitirmisti. bende caddede kendimi kaybetmeye devam ettim. herseyin bir hikayesi vardir oyle ya da boyle. bu sarkinin da hikayesi var hem de uzun sayilamasa da bana gore sevimli bi hikayesi. ama belli zamandan sonra hikayeler bile can sikici olabiliyor. bakinizlar arasi dansederken bilemezdi kimse boyle bir seyi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)