29 Mart 2004

server hatası nedeniyle, here comes the soft copy...

o zamanlar gunes daha yeni vurmaya baslamisti
tipki bu zamanlar gibi,
"bu zamanlar", "o zamanlar"a benzeyecegini bilseydi,
hic gelir miydi?
sonraki "ilk" in tekrarina ise daha var...
aynanin karsisindaydim ve beni dinleyenler uc dort kelimede bir
tekrar eden senin adina asina olmaya baslamisti.
butun bunlari cikarinca geriye bir bardak kahve kaliyordu sanki
ya da ben "bu" kadar gaddardim...
guldugum zamanlari topluyorum, oylesine...
mukayeseye zaten gucum yok.
ilk o zaman pes ediyorum,
hava soguk usuyorum,
sogukluk var havada, yaninda.
dilbilgisi dersine donuyorum; ortak nesne, ortak ozne.
gelmeyin ustume, daha yeni cikmisim ortak yuklemden,
yorgunum
hic bir cumlenin nesnesi olamayacak kadar.
hic bir seyi yabana atmiyorum,
yaban'i tanimiyorum.
ortaokulda edebiyat dersinden kaliyorum,
cunku yaban'i okumuyorum...
dogru soyluyorum.
vardin, vardim, biliyorum.
ama su an oldurduklerini oldurmaya calisan bir sen
ve
cesetlerin teshisi icin seni morga cagiran ben varim
...sadece...
cok zaman gecmisti,
yama yapmayi birakali,
sokukleri egreti tegellerle tutturmaktan vazgeceli.
hata kelimesi alacakli gibi kapiya dayandigi zaman,
senin adresini mi vermeliydim,
yoksa iceri mi davet etmeliydim?
ne dersin?
ben sadece kapiyi gosterdim,
ait olmadigi bir yerde yabancilara boyle davraniriz biz.

KudRa...
hayatimda hic bayilmadim
hayatimda hic sinir krizi de gecirme(mis)dim...
tek hatirladigim sesimin bir anda butun herkesi sagir edebilecek kadar yukseldigi
ve ellerimi hissetmedigim... demek ki boyle birseymis...
demek ki boyle bir seymis evin taa obur ucunda televizyon izleyen annemin
kosarak odama gelmesi ve kapiyi acip "kapat o telefonu" diye bagirmasi
ve madem hepiniz herseyi biliyor(MUS)sunuz artik
aferin size....
bana da artik her sabah uyandigimda "acaba bugun ne gelecek basima"
diye dusunmesi kalir.
ve siz,
madem herseyi biliyorsunuz,
biriniz gelip kolumdaki kizarikliklari gecirsin, cok canim yaniyor...
Alt - Siyah

ya da sahip olanlar icin;

Sunny Day Real Estate - Pillars

don'T tell me you've gone astray 'cause i've already...
secim sabahinin baska bir eglencesi de yine yurdum insaniydi,
sisecamim cam kumbaralarinin ustune yazmislar;

nuri alco
kemal sunalin essogluessek
diyemedigi tek adam


NoT: kemal sunal <=> inek saban da olabilir tam hatirlamadim
EgoMyLeGo dun telefonda anlatti,
iyi ki de telefonda anlatmis...

"erkek arkadasimla bulusmadan once bi tost yemek icin bufeye girdim
tam kasada parayi oderken genc yaslarda bi cocuk
'abla sen anlarsin bi baksana' diyerek ortakoyden sevgilisi icin aldigi
mumluk tarzi bir seyi gosterdi. cocuk umarim begenir deyip duruyordu
cunku kavga etmisler ve kiz onu affetmem deyip duruyormus.
kendimi alamayip neden kavga ettiklerini sordum;
cocuk isten gec ciktigi icin eve gec gidiyordum 1 - 2 gibi
ve cok yorgun oldugu icin gece telefonlasmalari azalmis..."

EgoMyLeGo burda kestigi sirada, iyi ki ben orda yokmusum
yoksa direk aglamaya baslardim derken ben;

"ben de zaten aglamak icin bufeden cikip taksiye binmeyi bekledim" dedi...

biz nereye...

28 Mart 2004

garip olusumlar, tehtidler, uykular, ruyalar, yirtici kuslar...

yer yon duygumun olmadigini anlattigim insanlar
soyunma odasini tarif ettiler ama
ben direk spot isiklarinin altinda buldum kendimi
soyunma odasi donusu de muduriyete daliyordum
tutuverdim kendimi...
2051 asagidadir yazisiyla beraber
buranin alt kati da mi var deyince herkes pek bi guldu
ben de mi gulmeliydim bilmiyorum...
secim diye bir kavrama ailecek katilinca
yolda konusulanlar da bi hayli komik oluyor
secim kuyrugunda ise bunyeyi gerenler insanlar
sanki biz Turk degilmisiz gibi tutup da;
"Turk milleti degil mi hede hodo hoy loy" tarzi cumleler kurunca
iyice bi gerildi bunyeler...

yasini basini almis bir amca ise teyzeyle;

amca: sonra iste bu sandiklari aciyorlar.
teyze: gercekten mi?
mc: tabi aciyorlar oylari sayiyorlar
yz: hadi ya ben de elli senedir sandiklari tartiyorlar saniyordum
mc: yok canim...

amca hala aciklamaya calisiyordu, teyze biyik altindan gulerkene...
tdk bize "yok oyle bisey" derken bile
RadiKaL KiTap bize LoLLiPoP diye bir kitabin ciktigini soyluyor,
hani tdk LoLiPoP'u bile bulamamis...
e olur oyle seyler arada,
malum etrafi RoCCo'lar sarmiskene.

26 Mart 2004

hep, olmamiz gerektigini dusundugumuz kendimiz ile
-hep biraz 'sasarak'- olmakta oldugumuzu
gordugumuz kendimiz arasindaki aykirilik, sanki,
orasi burasi delik bir semsiyeyle saganak altina
cikmisiz gibi bir etki birakir uzerimizde.
18 Haziran
O.Aruoba

ve en uzaktan bir ses bana dedi ki; nasil olur anlamiyorum...

24 Mart 2004

foo fighters - times like these
...

“seni uzecegimden emin olabilirsin.
cunku tum beklentilerine karsilik veremem
ve sen beklersin yine de,”
ya da “degistirebilecegim ve degistiremeyecegim
yonlerim var ama sen beni degistirmeye kalkma.
bunca yildir bunu ancak ben yapabiliyorum.”
diyemezdin ya onlara.

her an her sey, bazi anlarda ol(ama)z.

iyi ki sustun.

Tayfun Polat
bir yaziyi bolusturmek baska yazilara...
yazinin aslini kusturmek belki ama ruhun kalanini doyurmak
islanmis yastiklardan kalkmak
yastigi cantana atip gostermeye gotururken
yastigin yolda kurumasi...
yastigi neden gostermeye goturmek...
yorulmak, yorulmanin otesinde yordu diye yorulmak...
goz pinari mesaisinin dortte ucunu uzdu diye kullanmak.
bu yasta "uzun vade" kalibini kullanmak
cok uzun vadelerde mutlu eden seyler yapmak
kisa vadede kucuk kucuk beceriksiz intiharlar birakmak her kapiya
en son kalan kucuk intihar ustumuzde guzel durmadigindan
sadece sus vermek icin kullanildi...
ve bu sekilde stoklarimiz tukendi,
gidemedigimiz tatiller vardi, onlar pek tatil degildi aslinda
asagidaki kor zindanlardan sesleniyorlardi
sehir disina acilan o guzelim rehabilitasyon merkezlerinden
bu kollarin sarilmasindan korktugu icin bu vucuttan hala ter bosaniyordu
ya hic birakamazsa diye...
silgisi de yoktu ki silsin son iki satiri
inanani olmayan bir ideolojiyi savunmak neye yarardi
bireysel bir hareketse adi neden yalnizlik olmuyordu.
her daim kolay miydi bu hayatlari yasamak,
"yeniden baslat" tuslarini yalama ettikten sonra
gitmek icin yalvarir olmustu(k)
gittigimiz zamansa kimse mutlu olmamisti - kisa vadede...
benden bankaci olmazdi ki nerden dolamistim bu kisa/uzun vadeyi dilime
nerden dolamistim hayatimi hayatlara
sozleri dilime...
eskiden trene binince dort bes saat surdugunu bildigim yollar vardi
simdi ne yolu gorebiliyorum ne de ne kadar surebilecegini
en cok gitmek sehir hic gidemeyecegim bir sehir olmus
ben yokken... ben varkense...
kollarim yorulmus cirpinmaktan,
"bu eller benim bildigim ellerse, bu eller cok daha iyisini yapabilir"
diyemiyorum.... en sessiz hal... sus hali...

hepsi bu
...

Bir sehre yagmur yagdi
Ben agladim

Kim daha çok yalan sondurdu çay
bardaklarinda
Hangisi talandi demli öpücüklerin
Ve bugularda yitirilen kimin adiydi
Bir asktan digerine kaç saate gidiliyordu
Soyulur muydu kabugu hayatin
Yoksa bütün vitamini kabugunda miydi?

Yagmur sehre bir yagdi
Ben agladim

Ben giderken en çok seni goturdum
Aklimin nakliyesiydi asil yoran tasiyicilari
Yardan dusmustum yaralarim yardan armagandi

...

Ben yagmur agladim bir sehre yagdi
Ben sehre agladim bir yagmur yagdi
Ben bir agladim sehre yagmur yagdi

Ben...
Yagmur...
Agladim...

boluk porcuk bir yilmaz erdogan... cellatlarin o kor zindanlarda aglamadigina inananlara...

23 Mart 2004

a tribute to prague
maybe not the exact one but...
- cahit'i gercekten seviyor musun?
- evet
- o zaman ona bir iyilik yap ve git...

punk is not dead...
sisme yatak satmaya baslicam
ama once gozlerimden ayirmam lazim...
benical iciyorum deyince
onun oksuruk surubu oldugunu soylerken
dustugum yanilgi beni "cold" kelimesiyle durtmustu
durtmustu de simdi ayni seyi ben de yapiyordum
ve tekrardan koro halinde alalim
"ilaclarinizdan ve sizden nefret ediyorum"
ben dun oksurmuyordum bu kadar
taa ki ilaci alana kadar...........

22 Mart 2004

...belki hic baslamadiklarindan kimi hikayeler hic bitmezler...
bazen bir evle baslar hersey
ve bazen insanlar tasinir ama kimse anlamaz
ve bazen hersey baska bir evle biter
isigin kapatip aglamaya hazir olmayanlar
suruncemelerine devam ederken
isigi kapatip aglayanlar ise
basina post koyduklari sifatlarla odullendiriliyordu...
haftasonundan itibaren bir saat az uyumaya baslarken
arada kaybolan bir saate ne sigdirip
ne kaybedebilirim...
dun neredesin firuze'nin muziklerini dinlerken tekrardan farkettim
filmboyunca sarkilari cok iyi bilmeme ragmen
modifikasyon hatasi yuzunden taniyamadigim sarkilari
yine cd'nin arkasina bakmadan taniyamiyormusum...

...gokte yildiz ellidur da ellusi da bellidur...
hic binmedigim bi cadillac vardi
vajina pembesi diye dalga gecenleri de pek coktu
sabahin yedisinde amacim sadece silmekken
kanayan bir burnum var oysa simdi
karar sahibi gibi gozuktugum icin
kimsenin inanmadigi acilarim var
acilarin kadini gibi yerel kanallara cikasim yok
saygi sevgi kardeslik diye bagirasim var
"gerek" nedir diye soranlar ya da dusunenler icin
5 dakikalik koridor molasi veriyorum...
dun bir takim medya ve bir kisim insani
acayip sevindirecek bi haber vardi
ama malesef televizyonda degildi...

21 Mart 2004

it's monday morning 5:19 and i'm still wondering where she's been

04:23

20 Mart 2004

yuruyuse "itici pezevenk" diye bir tamlamayla baslayinca
pek bir gulduk...
parkurun sonuna gelince ise bizi bekleyen bir
hip hop festivali vardi powered by akp imis hatta
rastlanan arkadaslar ak hip hop partisi miydi gibi abes bi soru sorunca
herkes onundeki kahveden bir yudum aldi...
caanim k.st mail adresim artik calismiyor
soon demisler ama ben de cevaben
how soon is enough demek istedim adamlara
diger hesabima da birileri girmis bisiler yapmis
baydim ben artik sifre vs pesinde kosmaktan
neyseki mangak adresim hala saglam...
ulasmak ve ilismek isteyenler hala burdan ulasabilir...

19 Mart 2004

biz boyle fotograf cekiyoruz diye dolasirken
LoRiS fotografi hem cekiyor
hem de yapiyor
eh bize de sadece bakmasi kaliyor...
aranizda Cyanotype'a ilgisi olan varsa eger
iFSaK'ta LoRiS'in atolyesine katilsin derim...
dedim bile hatta...
o kadar bekledigim filmlerin benden habersiz seanslari degisince
bende kendimi kanal denizinde buldum
sonra saskinligimi tastiklemek icin telefona sarildim
ve onayi alinca bir sonraki pop star adaylarinin
permutasyon kombinasyon sayesinde listesini cikarabilecegimi farkettim
bir de juriden birini sanki oraya baglamislar
ama oturdugu yere de civili yastik koymuslar
aman ya yeter bu kadar tv geyigi...
"yahu bu kapiya ne olmus boyle?" diye sordugum zaman
bana olan butun sakinligiyle "biri girmeye calismis herhalde"
demeseydi de olurdu...

18 Mart 2004

emegi gecenler icin gercekten cok uzuldum
ama bir de attigim kahkahalar var ki
katti suretle kendim icin degil
tam zamanidir heyhat dokuz tat icin...
EgoMyLeGo yaradilistan cok gelisim ve belki de hatta sonrasinin sorunlu oldugunu dusunuyor hayatlarimizda....

"abi kisi yuksek duvarlara cikardi sonra duserdi
anne kisi ise ona bi kere bile oglum cikma demedi
cunku cikma derse bunu inat haline getirecekti ve
oraya cikmamasi gerektigini asla ogrenemeyecekti
evdeki hersey kirilirdi ve kirilmamasi gerektigi ogrenilirdi
buna kol ve bacak kemiklerimiz de dahildi,
oyuncak kamyonlarin ustune basilmayacagi
sokaklar cikmaz bile olsa yola firlanmayacagi
boyle boyle ogrenildi..."
omo reklamini belki bu yuzden seviyorum...
cep telefonlariyla yakartop oynayan nesle dahil oldugumdan beri
telefonum abuk subuk sesler cikarmaya basladi
mesaj uyari tonundan once mekanik seslerle hasir nesirim
hem ayrica evet bok gibi bir sacim var artik
hepiniz sevinebilirsiniz...
havadaki leyleklere parkedeki ayak izlerine...

pazartesi baslanilan diyetler hafta iclerinde 3 kere bozulurdu
sonra da adi diyet olurdu da dalga gecerlerdi
bos bos bakilan tavanlar kadar duvarlar da revactaydi
ozlemisler beni de kedilerimin nazari degmis yanlarina ugramiyorum diye
kalkamaz olmusum yanlarindan...
kursun dokturdukleri zaman oluk oluk olan o cisim
vucudumun icinde bir yerde oldugu zaman kanatiyormus
her siyahi siyah her beyazi beyaz sanma diye uyaranlar
her daim beyaz sakalli olmak zorunda degilmis
ve hatta her zaman iyi diye cirpinarak yaptigin sey
her zaman iyi degilmis...
yazdigin her harf basina bir hisim varsa
ama yine de yaziyorsan, kopanlari icinde mi aramak lazim
yoksa teninde mi?...
okullari pazara kadar tatil etmisler,
yoksa haberiniz yok mu?
o zaman buzdolaplariniza kosup kafanizi sokun
gozleriniz insin
zaman diye bir kavram elbet vardir
ne hikmetse benim hayatimda pek yok
hani devamli tukenen bir sey var ama...
yok yok... kalkinma plani hazirlamam lazim kendime...
hush! hush!

sabah evden cikmadan yedigim bi ton hashasli corek
butun gun gulen bolan ya da oren bayan gibi gecirmemi sagladi
aklima gelen perry mason hadisesinde ise fon muziginden cok
hashasli kek yapan cifti bastigi bolum gelmisti...
bahcede hashas yetistirip kekin icine koyma zihniyeti
80'ini asmis oldugu icin beni benden almisti aslen.


17 Mart 2004

ben yine yollarda gezerken
tastan tasa sekerken
bi tasa takildim durdum
ve hatta bir tasin altini kaldirinca
bakin ne gordum de pek bi hosuma gitti...
gerisini gormek isteyenler de gidip tasa takilabilirler...


dusen cenemize bir yular ariyoruz ama yok sanirsak
her neyse (bu yeni alternatifim, neyse yerine kullaniyorum)
bugun oblomov ile cikageldi kizin biri
ortalardan bir yerden actigim bir sayfada ise
olga girdi gozume...
tekrardan okunmasi gereken tutunamayanlar olsa gerek...

16 Mart 2004

hazir konusu acilmisken dEvianTarT alemlerine
akan gencler sagolsun (opsiyonel kelimenizi veriyorum; eski) arkadaslarimin fotograflarini goruyorum
hem de tanidiklarikimin fotograflarini goruyorum
eh bu sirada tabi cekenin ellerine saglik demeden de gecemeyecegim bir durum soz konusu...
sanal alem denizinde yuzerikene,
yine gec farkettigim bir sey de cLownSed oldu
okuyunuz bakiniz ve hatta yorum yapiniz modunda bir insan
hatta fotograflarina da bakiniz...

ve tabi bir de dileyemedigim ozurler var ki...

birisi buna demis ki;
"olm sen harikasin harcaniyosun burda"
tevekkeli degil sene basindan beri
tavuskusu gibi giyinip hindi gibi kabarmalari
eh kanatli familyayla bu kadar hasir nesir olunca insan
bulbul gibi sakimasini beklemek de bosa degil
ama kafami hafif saga yatirinca
onun yerine bulbul gibi sakiyan saman kafali birini goruyorum
ve neden bu insanla ayni bolumde oldugumu soruyorum kendime...
evet gayet ic sikintisi amacli bir blog okudunuz
nescafe ictikten sonra seftali yemezseniz bisi olmaz...

konuk oyuncu yeterince komikti kanimca
ama iste yari butunsel aile yemegini yerken
bana domates suyu aldigini soyledi
oysa benim duslerimde camlicalar vardi
uzak diyarlarda gozu yasli...
bazi magazalarda vitrine konmusuz
pek bi sevindik gecen gun farkettigimizde
ama son bir iki gundur
blogger cemaatinin kapisina gelip kapiyi kendi yuzume kapatinca
bu farkindalik gec ulasti cemaate...

15 Mart 2004

bir de soyle bir sey var
kendilerine Alfa Vizyon demisler ama
biz bir tanesiyle tanistik cok zevkli is yapiliyor
gerisini bilemeyiz... gidin bakin, bakmayin...
kose kapmaca oynadigimiz zamanlari yad etme amacli
dolmusun dort bir kosesine yayilmisken
hayatimizin eskiden onemli olan isimlerini telaffuzda yasadigimiz sorun
simdi musait bi yerde inebilir miyim seklinde tezahur ediyor
hey hat dokuz tat diyorum tekrardan

yeni raconu bilmeyenler icinse tekrardan soylerim
artik dugunlerde 1dolar ucusturuluyor havada

11 Mart 2004

Bir muzik cd si aldigin zaman cd yi sevip sevmeyecegine karar vermek icin
once yedinci sarkiyi dinleme takintisi gibi,
yolda ritimsiz yuruyen insanlara duyulan sinir hali bu.
Olmamasi gerektigi kadar olan bir sey anlayacagin.
Hayatindaki insanlari birbiriyle karistirmaya basladigin zaman
seni yakalayan hafiza kaybi mi yoksa baska bir sey mi pek bilinmez.
Nicelik arttikca nitelik duser mi yoksa bu sadece bir husnu kuruntu mudur?
Bildigin bir filmi bin kere izlerken bir sonraki sahneyi bilip dillendirmek gibi,
bir sonraki tanisacagin insanin da herhangi bir hamlesini bilip dillendirememek ne kadar kotu.
O bilinmezlik mi seni tavlayan yoksa sadece nicelikteki artis mi o da bilinmez.
Bir suru bilmedigin sey varken yasamaya calismakta ayri bir basari tabi.
Cunku o da zorunluluk degil. Montaigne’ in “Olmek Ozgurlugu” denemesinden sonra
degisen fikirlere mi inanmali yoksa insanin dogasindan gelen icgudulerle
hareket etmesini saglayan fikirlere mi? Ben gozlerimi kapatip sana desem ki
“orda misin ve yasiyor musun?” bana verecegin cevap hayatimin kalan kismini
istesek de istemesek de degistirecek. Oguz Atay kitabinin bir yerinde yazmisti
anilarin baslamasina dair bir sey. Sonra gorulen beyinlere sorulmustu
anilar ne zaman baslar diye. Cevap her zamandi.
On sene oncesini hatirlayabilen organizma yaslanmis sayilmiyor muydu ki zaten?
Bir suru degiskeni var bu hayatin belki de komplike hale getiren de bu.
Her organizma bir yere varma cabasiyla kendini hirpalarken hem de...
oysaki bu yazi gibi, hicbir yere varmiyor.

o zamanlar gecen sene 27 nisanmis...

10 Mart 2004

ally kolu bagli

bu kadar igrenc bi espiriyle baslamama neden olan insanlara tesekkur
yine ayni histeri baslamis bugun onu farkettik
yuksek hizda zapping yaparkene...
baska seyler de var ama iste 4 gradasyon o fotografa fazla geldi...
bugun lirik gunu diyecektim tam
o sirada gaflet ve dalalet icinde playlistim bana hukmetti;

You couldn’t reach me and I couldn’t reach you.
We slept on the same ground but we didn’t notice anything.

aslinda adam gibi hepsini yazmak lazim ama
burayi sarki sozu tahtasina cevirmek istemedim bi an...

She said that it depended on
What's mine but I know
It depended on what's hers

giriverdi araya despot despot...

Gelinlere Guveylere hatta Guvecteki Tavuklara

hayatimin neresini istiyorsunuz
once oturup ona bi karar verelim
sonra paylastirmasi cok kolay olacak
cok dagildim, cok dagittim...
"eski" kelimesinden nefret ediyorum
eski ben olmak, eskiye donmek, eskisi gibi bilmem ne yapmak...
yok artik boyle bir olay
sinirlar bu kadar genislemeden once dusunulecek bir seydi bu
balik ekmek yerken onumden gecen kalabalik beni rahatsiz etmiyor
ama bu kalabalik beni olesiye rahatsiz ediyor
saman tiktim agzima, ellerimi de arkadan bagladim...
artik ne haliniz varsa gorun...
en yakinim en uzagim hic birinize bulasmiyorum.
ve hatta kafama bile vurabilirsiniz
yapmadiklarimi
yaptiklarimi
bilemedigim icin yapamadiklarimi
bilmeden yaptiklarimi
bilseydim de yapmayacaklarimi
cok sevinerek yaptiklarimi
hic istemeyerek yapmak zorunda olduklarimi...

9 Mart 2004

ihlamur karanfil
bogazimda garip bi his var
sonrasinda usengeclik var
hayatinda en cok istediklerin/istediklerin/istemediklerin
diye bir ayrim yapamazsin...
ne demislerdi vakt-i zamaninda;
istemek vardir ya da yoktur
simdi olan ise istemek var
ama ol(a)mayacagi kadar istemek...

--------------------how many seas must a white dove sail
---------------------------before she sleeps on the sand?

8 Mart 2004

oyle hos oyle guzel arkadaslarim var ki;
deniz asiri mesafelerden bulusmak icin gun ayirtip
ayni il sinirlari icine girince dort kere beni ekebilen...

#olur mu oyle sey cocuklar, ben hep evdeyim#

siya bey tekrardan bi guzellik yaparaktan
fotograflarimizin ustunde inceden dansetmis.
yapmis walla, yerseniz...


kactir kendi kendime sinir harbi yapiyorum
banyoya giriyorum
elimi yikiyorum ve de cikiyorum
ama aslen ya disimi fircalamaya
ya da isemeye girmis oluyorum
unutup elimi yikayip cikiyorum
hani bunu hava ve yol durumuna mi baglamaliyim bilmiyorum....

NoT: kendini cin sanarak bu bloga yorum yapanlar
muduriyetten aldiklari 7 blog puanini gisede 100gr kina olarak bozdurabilirler...


"lunapark gibi cocuk" tabirini kullandigimiz sirada
akil yasimiz bi hayli geckinken
icimizdeki cocuk her sene 3 yasina basiyordu inatla
cussemize bakmadan sirtina atladigimiz bunyeler vardi
hani simdi de sirf geceleri canimiz sikilmasin diye
hokkabaz sihribaz gonderenler var
varolsunlar sagolsunlar ve hatta erkayalar...
yolda giderken beynimi tampona baglicam artik
damarlar da hava alir suzulur ruzgarin etkisiyle
dolmuslarda ozellikle.. yine aklima geldi...
lisede bi geyik terapistim vardi,
tukenmez kalemin azizligine ve hatta
tembelligin cazibesine yenilmisti
defterinde en son soyle bir baslik vardi;

turkiyenin jeolojik devirleri degil akarsulari
gun gecmiyor ki bu konuk oyuncumuz bizi guldurmesin;

-yani zaten ben bir hatunu tamamen ciplak hic estetik bulmuyorum
-di mi? yanina bir erkek koyucaksin
-ehuhehuhe...
-boyle diye diye sektore giriyorlar zaten
-ehuhehuehue...no#1
-ehuhehuehue...no#2
-ne be?
-yok bisi, sen devam et...

6 Mart 2004

gecen zamanlardan birinde
yemekhaneyi sevdigini cunku devamli
gozunun saga sola taklidigini soyleyen bir arkadas
ve onu turevleyen baska bir arkadasla yemek yerkene;
-ben bir sey diyemeyecegim, cunku ne diyecegimi biliyorsunuz
-yani simdi aslinda biz bir suru sey dusunmustuk ilk basta
-evet hatta sana da soyledik
-ha evet biliyorum anlatmistiniz
-ama yani gun icinde bu kadar degisken ruh haline sahip bir insan olmak
yani ne bileyim, ruh sagligi acisindan zararli...

4 Mart 2004

Hayat “hic bir zaman” istedigin gibi gitmez…
Ve hatta cogu zaman hayat gece uyurken agzindan akan salyalar gibidir.
Hani sanki misafirliktesindir de cok rahat bir uykunun sabahinda
yastigindaki salyalari saklamak zorunda kalirsin.
Hayati her daim sanki “misafirlikteymis” gibi yasamak insana ne kadar haz verebilir ki?
Baksa seyler icin kurulan teorileri kisa bir zihin oryantasyonundan gecirip
kendi mali gibi kullanmaya merakli bunyelerin durumla ilgili buldugu ilk sav
muhtemelen “birinin cok kazanmasi icin digerinin daha az kazanmasi gerekir” olmustur.
Daha sonraki safhalarda ne zamanki hayata karsi nasir tutmaya baslar
iste o zaman “her secim bir kaybedistir” cumlesini motto haline getirir.
Pesimist muhalif kesim kaybettikleri icin yasa bogulurken,
optimist liberaller ise sen sakrak sandiklari bir hayata yelken acarlar.
Azinlikta kalan realist pesimistler ise “hayatin notrleyici faktorleri” uzerine hararetli tartismalara girerler. Duraksamaya basladiklari zaman bunyelerin “cabalamak” kelimesiyle tanistiklarini gorursunuz,
kendi disinda birisi icin sarfettikleri efordur bu ama hic bir zaman iki taraf icin de esit olmaz
ya da hic bir zaman iki taraf da tam olarak doymaz.
Eksi deger hanesinin gormezden gelinmesi ise
sadece karsi tarafin ne kadar “anlayisli” olduguna bakar ki,
boyle durumlarda genelde “kopruden gecene kadar ayiya dayi demek” gibi bir seydir bu.
Anlayisin bittigi yerde (ki anlayis da goreceli bir kavramdir,
unutulmamasi gereken som altin kural) iki kisinin kendi bahcelerindeki cicekleri olur
ve bu verimsiz hasattan hep karsi taraf sorumlu tutulur.
Hayatin acimasiz ve kotu oldugunu dusunen ama yine de
hayatlarini bir sure icin kesistirmek isteyen pesimist muhalifler genelde bu sonla karsilasir.
Diger kesimler icin muhtelif sonlar varken genelde ozunde sadece insan olan
ve kendi disinda birisi icin cabalamak isteyenlerin daha cok pamuk seker tadinda hayatlari olur,
pamuk kismi bitince sopaya yapismis sekeri yemek icin kiymiklari goze aliyorsa zaten
oturup iki sekerli birer kahve icmek en sagliklisidir.
Kimsenin basina elma dusmeyecektir, pamuk sekerinizi muduriyetten alabilirsiniz…
vakti zamaninda iki kulhanbeyi varmis
hamurlarinda ayilik oldugu icin de
bir gun manava gidip meyva almak istemisler
ama gelin gorun ki armut yerine elmayi tercih etmisler
biri golden biri de amasya elmasi almis
zaman icinde bu elmalar tekrar bi manavda karsilasmislar
amasya elmasi yanindaki karpuza donup;
"bak goruyorsun degil mi onun yerinde ben olabilirdim" demis

masalimiz burda biterken gokten
elma dusmesini bekleyenleri
ananas ile avutuyoruz...

3 Mart 2004

bir insanin basi bu kadar doner mi?
sanki hic durmayacak sandim...
ilaclar... sizden nefret ediyorum...

gunun anlam ve onemine dair tek alinti:

degirmen misali doner basim
sevda degil bu bir hisim...
B.R.E.
hoslanmiyorum... bactrim cinsi ilaca alerjim var diye vermiyorsunuz
benim butun ilaclara alerjim var...
beni asil bu ilaclar olduruyor ve kimse farketmiyor
bu bas donmesi ne zaman biter?
ya da neden bir antibiyotik alindigi zaman
onlara bir mide vermem gerekir?
basamiyorum ama umrumda degil
eger ki temiz hava almazsam sanki bir daha hic alamayacagim...
i'm drowning...
-abii kredi karti yatiricam
...
-ben de seni seviyorum...
kargalar bile benden iyi sekiyordur
ben onlara;
"ilaclarinizdan da sizden de hoslanmiyorum"
dedikce onlar bana daha fazla ilac yaziyor

2 Mart 2004

and in between the moon and you
the angels get a better view

kacmis coraplari ojeyle yamayan teyzeler olmusler
onlar oldugunden beri de
kacmis keyiflere kimse care bulamaz olmus
boyle demisti saatimin icinde dolasan cuce
bana mi el salliyordu
yoksa
percemlerimde dolasan sonmus yildizlara mi?
kapiyi acmanla beraber
butun algilarimi calmistin...
kanalize olmaya calisan "ben"in
kanallarini tikayan bir "sen" mi vardi?
yoksa senin bekledigin kanallar
coktan tikanmisti da
ben senin cekip gitmeni mi izliyordum?
"yoksa" kelimesini "varsa" kelimesiyle
her takas etmeye calistigimdaysa
kalemim satirlardan iltihap kapiyordu...

1 Mart 2004

foolzone

siya bey usengecligini uzerinden silkmis atmis
yalanci bahara kanmis olsa gerek
neyse uzum ve bagci ensest olaylarina girmeden
gidip yeni haline isteyen baksin
istemeyen kenardaki kucuk uygulamayla takilsinlar...
powered by TrendKiLL who powered from somewhere else...
trim trim trampa

yolda yururken aklima geliverdi
sonra sagda musait bi yerde iniverdi
ya hala trampa ekonomisi gecerli olsaydi
dolmusa binince arkadan iki tavuk uzatip
para ustu olarak bi kilo bulgur mu alacaklardi?
ya da baska turlu odemeye kalksalardi...
himfs...
dikkat etmesem yanarim
yanarim tutusur yanarim
kavurur atesim seni de beni de

grup vitamine bu kuple icin tesekkuru bir borc bilirim
evet son gunlerimizi tesekkuru borc bildigimiz insanlara
tesekkur etmekle ve listelerde eksik gozukmekle geciriyoruz...
hey hat dokuz tat....

NoT: gecmis olsun dilekleriniz icin tesekkurler...
artik sadece bir atom karinca var
ve siz artik sadece onunla
ve hatta onun plastik kupeleriyle konusabileceksiniz...
plastic heart