iodized edible salt
tuzun üzerinde böyle yazıyordu pek güldük
yemek molası verdiğim uykumdan silkinmek
bir yazılı bir sözlü habere bakıyormuş meğerse
Well, I turn around to look at you, you light a cigarette.
I wish I had the guts to bum one, but we've never met.
bununda iki gündür sadece guts kelimesinden dolayı
dilime dolanmış olmasının yanı sıra emilliana teyze'nin
well i hope that i don't fall in love with you coverı
olduğuna da bilinç altım karar verdi galiba.
yenik düştüğümü görünce, kendimi yenik tutuyorum
less... least...
şimdi ruhumu salıyorum nerden döner bilmiyorum.
NoT: yoncimik vardı hani
ben savdım sıramı şimdi sen sürün derdi
buna benzer şeyler söylüyorum ben de
bize yaramadı komşuya yarasın, yersen...
30 Temmuz 2004
28 Temmuz 2004
quote vs quota
dolmuşlara yürüken hep aynı yerde
gözümü kapatıyorum üç beş adım
leyla kökenin önünden geçerken de
hala ayaklarıma bakıyorum
zen de yaptı aynısını geçen gün
merhumu nasıl bilirdiniz sorusunu
'merhumun ruhunu nasıl bilirdiniz' e
çevirmek istiyorum kikir kikir
mahalle jargonu ters düşünce
I've never told a lie diyesi geliyor insanın
and I knew that pretty girls make graves
now we both know sweetie...
dolmuşlara yürüken hep aynı yerde
gözümü kapatıyorum üç beş adım
leyla kökenin önünden geçerken de
hala ayaklarıma bakıyorum
zen de yaptı aynısını geçen gün
merhumu nasıl bilirdiniz sorusunu
'merhumun ruhunu nasıl bilirdiniz' e
çevirmek istiyorum kikir kikir
mahalle jargonu ters düşünce
I've never told a lie diyesi geliyor insanın
and I knew that pretty girls make graves
now we both know sweetie...
27 Temmuz 2004
insanlık tarihinde hiç değişmeyen
şeylerden biri de şudur ki;
birisi başından geçen bir olayı anlatınca
herkes benzer şeyler anlatmaya başlar
yaz gecelerinin dayanılmaz hafifliğini
tavla ile ağırlaştırırken arka fonda
şu olay anlatılıyordu sessiz ve derinden;
-abi tavlayı getir taşlıkta oynarız
-olmaz abi çiziliyo filan
-olm gazete kağıdı sereriz
-abi o zaman pulları nası görücez
sonra ben bi soda söyledim
galiba kısa bi süre sonra da hesap ödendi
hatırlamıyorum
zira yenilmekle meşguldüm
şeylerden biri de şudur ki;
birisi başından geçen bir olayı anlatınca
herkes benzer şeyler anlatmaya başlar
yaz gecelerinin dayanılmaz hafifliğini
tavla ile ağırlaştırırken arka fonda
şu olay anlatılıyordu sessiz ve derinden;
-abi tavlayı getir taşlıkta oynarız
-olmaz abi çiziliyo filan
-olm gazete kağıdı sereriz
-abi o zaman pulları nası görücez
sonra ben bi soda söyledim
galiba kısa bi süre sonra da hesap ödendi
hatırlamıyorum
zira yenilmekle meşguldüm
26 Temmuz 2004
ben anladım size ufak çapta bir
hızlandırılımış kurs vermeliyim
bir kız ya da daha kötüsü bir kadın
eğer bir erkeğe aşıksa ve beklenen
birleşme hiç bir zaman gerçekleşmezse
o kadından her zaman korkmalısın
seneler geçse bile...
her an küme düşebilirsin
kadın ve erkek birbirini senelerce görmezken
sen yanı başında olsan da
beş dakkada değişir bütün işler
en kötüsü de kendini temize çıkarmak
gibi bir karın ağrın varsa
mesajlar sana değil bir başkasına gider
nokta galiba
hızlandırılımış kurs vermeliyim
bir kız ya da daha kötüsü bir kadın
eğer bir erkeğe aşıksa ve beklenen
birleşme hiç bir zaman gerçekleşmezse
o kadından her zaman korkmalısın
seneler geçse bile...
her an küme düşebilirsin
kadın ve erkek birbirini senelerce görmezken
sen yanı başında olsan da
beş dakkada değişir bütün işler
en kötüsü de kendini temize çıkarmak
gibi bir karın ağrın varsa
mesajlar sana değil bir başkasına gider
nokta galiba
25 Temmuz 2004
sana kek yaptım
arkadaşlıkların çok hassas dengelerin üzerinde
kurulu olduğunu bilen o angut bünyelerimiz
toplu histeri kriziyle son on yılın en şık
hareketini yaptı ve total bir eksildi (sanırsam)
anlaşılacağı üzere bugünkü
bir bardak soğuk su servisi benden...
unutmadan; mfö dinlendi
eski şarkıları dinledikçe de akıl başa devşirildi.
arkadaşlıkların çok hassas dengelerin üzerinde
kurulu olduğunu bilen o angut bünyelerimiz
toplu histeri kriziyle son on yılın en şık
hareketini yaptı ve total bir eksildi (sanırsam)
anlaşılacağı üzere bugünkü
bir bardak soğuk su servisi benden...
unutmadan; mfö dinlendi
eski şarkıları dinledikçe de akıl başa devşirildi.
24 Temmuz 2004
geçen gün sizi greenday in bir şarkısıyla
dürtmüştüm ama oralı olmamışınız...
dün yine birisi psikolog tavsiyesinde bulundu
hatta daha eğlenceli ve tasarruflu
bir hale gelsin diye evdeki bütün eşyaları
(sideeffect dahil) atıp bir koltuk alıp
bir de psikolog bir sevgili alımı denklemini
kurdular sonrasında bira içiyorduk
ben yanımdaki kızın elini yaktım o kadar
(bilinç altı)
(yaaa... yaaa...)
dürtmüştüm ama oralı olmamışınız...
dün yine birisi psikolog tavsiyesinde bulundu
hatta daha eğlenceli ve tasarruflu
bir hale gelsin diye evdeki bütün eşyaları
(sideeffect dahil) atıp bir koltuk alıp
bir de psikolog bir sevgili alımı denklemini
kurdular sonrasında bira içiyorduk
ben yanımdaki kızın elini yaktım o kadar
(bilinç altı)
(yaaa... yaaa...)
23 Temmuz 2004
22 Temmuz 2004
beş dakkada değişir bütün işler
bi tek beşiktaş meyhaneleri kalmıştı
artık şahane oldu ve yine güldüm
kuyruğumdan tanıdı biri geldi hal hatıra
bünyeler gerildi evvelinde sonrasında da
taksiler şenlendirildi, bedava şehir turu
kazanıyorduk nerdeyse hatta...
günün şarkısı budur;
i went to a shrink
to analyze my dreams
she says it's lack of sex that's bringing me down
i went to a whore
he said my life's a bore
so quit my whining cause it's bringing her down
bi tek beşiktaş meyhaneleri kalmıştı
artık şahane oldu ve yine güldüm
kuyruğumdan tanıdı biri geldi hal hatıra
bünyeler gerildi evvelinde sonrasında da
taksiler şenlendirildi, bedava şehir turu
kazanıyorduk nerdeyse hatta...
günün şarkısı budur;
i went to a shrink
to analyze my dreams
she says it's lack of sex that's bringing me down
i went to a whore
he said my life's a bore
so quit my whining cause it's bringing her down
21 Temmuz 2004
you know i couldn't last
sabah sabah kahvaltı muhabbetlerinde
bir tur aile bireylerimi isteyen de oldu
şekerlenmiş bal istememe sebep olan da
ve hatta donde estas, donde estas, yolanda
albüm çekme işine bi son vermeliyim
boynumun sol tarafı hoşlaştı iyice
ve burs kelimesi kadar vakıf, özel
kelimelerini de yasaklattım
artık mafyaya katılıp topuklara çalışıcam
ya da belden aşağı vurma sanatı yaratıcam
sabah sabah kahvaltı muhabbetlerinde
bir tur aile bireylerimi isteyen de oldu
şekerlenmiş bal istememe sebep olan da
ve hatta donde estas, donde estas, yolanda
albüm çekme işine bi son vermeliyim
boynumun sol tarafı hoşlaştı iyice
ve burs kelimesi kadar vakıf, özel
kelimelerini de yasaklattım
artık mafyaya katılıp topuklara çalışıcam
ya da belden aşağı vurma sanatı yaratıcam
20 Temmuz 2004
vefasız yazarlar
zipistanbul derneğe hep gelir ve ben her gidişte
internet sayfalarının tanıtıldığı sayfaya bakardım
sonra sayfayı yapan insan çarşı pazar gezmeye karar verdi
hadi buna da bişi demiyoruz olur olur
ama orda bir ayşe düzkan var
vefasız alemler diye de bir köşesi var
son iki üç haftasını beyazıt taraflarında geçiriyor
en azında yazdıklarından bu anlaşılıyor
yazardır yazması lazımdır ama koyun kasap et
demek istiyor benim şu canım bünyem
oralarda ne kadar güzel ve az bilinen yer varsa
hepsi zip istanbulda yazılıyor ve korkarım ki
bir sene sonra o mekanlarda kimse
aynı tadı yakalayamayacak
bunu da artık okur mu,
okur mektubu diye mi okur
kim lemn bu diye mi okur bilinmez...
zipistanbul derneğe hep gelir ve ben her gidişte
internet sayfalarının tanıtıldığı sayfaya bakardım
sonra sayfayı yapan insan çarşı pazar gezmeye karar verdi
hadi buna da bişi demiyoruz olur olur
ama orda bir ayşe düzkan var
vefasız alemler diye de bir köşesi var
son iki üç haftasını beyazıt taraflarında geçiriyor
en azında yazdıklarından bu anlaşılıyor
yazardır yazması lazımdır ama koyun kasap et
demek istiyor benim şu canım bünyem
oralarda ne kadar güzel ve az bilinen yer varsa
hepsi zip istanbulda yazılıyor ve korkarım ki
bir sene sonra o mekanlarda kimse
aynı tadı yakalayamayacak
bunu da artık okur mu,
okur mektubu diye mi okur
kim lemn bu diye mi okur bilinmez...
16 Temmuz 2004
15 Temmuz 2004
kentte neler oluyor?
sanıyorsunuz ki kültür taklavat
ama değil efem kim şofbenden ölmüş
(bak bu kelimeyi ikinci kez burda kullanıyorum
ve hala nasıl yazıldığını bilmiyorum)
kim bıçaklanmış filan, ayıp lemn
hoş bugün msn de şenlendi
bi arkadaşımın evine hırsız girmiş
başka bi arkadaşım iflas etmiş
yarın şirketi boşaltıyomuş, nooluyo ya?
y 223 2+2+3=7 / 7 sayfa yazı
sanıyorsunuz ki kültür taklavat
ama değil efem kim şofbenden ölmüş
(bak bu kelimeyi ikinci kez burda kullanıyorum
ve hala nasıl yazıldığını bilmiyorum)
kim bıçaklanmış filan, ayıp lemn
hoş bugün msn de şenlendi
bi arkadaşımın evine hırsız girmiş
başka bi arkadaşım iflas etmiş
yarın şirketi boşaltıyomuş, nooluyo ya?
y 223 2+2+3=7 / 7 sayfa yazı
14 Temmuz 2004
bitti mi bitmedi
sabah uyandım, banyoya girmek istedim
yine usta alarmı verdiler hadi dedim
neyse aradan zaman geçti hazırlandım çıktım
bankaya gittim numara aldım
bu şube emekli hede hödö şubesi dediler
çıktım öbür şubeye gittim
şu hedeyi yatırmam gerekiyomuş dedim
hesap numarası ne dediler
bilmiyorum siz biliyomuşsunuz dedim
hayır bilmiyoruz dediler okulu aradım,
öğrenci işlerini aradım şu an meşgul dediler
mahmut beyi bağlayın dedim
mahmut bey bilmiyorum dedi ve ekledi
diğer mahmut beyi ara ona sor
diğer mahmut beyi aradım internetten bak dedi
nazikçe(!) bankadayım dedim azar faslından
sonra hesap numarasını verdi
bankadan çıktım foto jaleye gittim
fotoğraf çoğaltmıştım dedim
fotoğrafı bulamadılar nasadaki üslerini
aradılar taradılar, sonra kavuştum onlara
sonra istanbulun bir diğer ucuna gittim
kütüphaneye girdim ve bu insan bizden
hiç kitap çalmamıştır tadında bi yazı aldım
öğrenci işlerine girdim,mahmut beyi gördüm
bana almamı söylediğiniz
3 kilo muzla 3 kilo patatesi aldım
hatta 4 adet ananası da unutmadım dedim
oh ne güzel ver bakalım evraklarını dedi
baktı baktı eksik dedi, oh dedim
kralsın be mahmut...
sözün özü; yine hiç bişi halledemedim...
sabah uyandım, banyoya girmek istedim
yine usta alarmı verdiler hadi dedim
neyse aradan zaman geçti hazırlandım çıktım
bankaya gittim numara aldım
bu şube emekli hede hödö şubesi dediler
çıktım öbür şubeye gittim
şu hedeyi yatırmam gerekiyomuş dedim
hesap numarası ne dediler
bilmiyorum siz biliyomuşsunuz dedim
hayır bilmiyoruz dediler okulu aradım,
öğrenci işlerini aradım şu an meşgul dediler
mahmut beyi bağlayın dedim
mahmut bey bilmiyorum dedi ve ekledi
diğer mahmut beyi ara ona sor
diğer mahmut beyi aradım internetten bak dedi
nazikçe(!) bankadayım dedim azar faslından
sonra hesap numarasını verdi
bankadan çıktım foto jaleye gittim
fotoğraf çoğaltmıştım dedim
fotoğrafı bulamadılar nasadaki üslerini
aradılar taradılar, sonra kavuştum onlara
sonra istanbulun bir diğer ucuna gittim
kütüphaneye girdim ve bu insan bizden
hiç kitap çalmamıştır tadında bi yazı aldım
öğrenci işlerine girdim,mahmut beyi gördüm
bana almamı söylediğiniz
3 kilo muzla 3 kilo patatesi aldım
hatta 4 adet ananası da unutmadım dedim
oh ne güzel ver bakalım evraklarını dedi
baktı baktı eksik dedi, oh dedim
kralsın be mahmut...
sözün özü; yine hiç bişi halledemedim...
it's too dark to see the landmarks
bizim bi arkadaş vardı pek meraklıydı ingilizceye
son bir kaç gündür devamlı aynı şey geliyor aklıma
hani belki yazarsam kurtulurum hatırlamaktan.
ben diyim 7 sene siz deyin 8 sene önce
sessiz film oynuyoduk da
ingilizce oynayalım diye tutturmuştu, iyi dedik
şarkı anlatacak bu, başladı anlatmaya
4 kelime dedi, ilk kelime dedi "take" dedik
ikinci kelime dedi "I,me,my" derken onu da bulduk
sonra kızcaaz üçüncü kelimeye geçti
böyle elinde bişi var kocaman paso onu dişliyo
alla alla "take my ..." ne ki lan bu derken
bir anda ben kendimi yerde buldum
çünkü arkadaş "bread" kelimesini anlatmaya
kıvranmaktaymış karşımızda...
oldu mu sana kırk yıllık
take my breath away - take my bread away...
bu da böyle bir anıydı, enteresan bir şekilde
aklımdan atamıyorum son zamanlarda
bizim bi arkadaş vardı pek meraklıydı ingilizceye
son bir kaç gündür devamlı aynı şey geliyor aklıma
hani belki yazarsam kurtulurum hatırlamaktan.
ben diyim 7 sene siz deyin 8 sene önce
sessiz film oynuyoduk da
ingilizce oynayalım diye tutturmuştu, iyi dedik
şarkı anlatacak bu, başladı anlatmaya
4 kelime dedi, ilk kelime dedi "take" dedik
ikinci kelime dedi "I,me,my" derken onu da bulduk
sonra kızcaaz üçüncü kelimeye geçti
böyle elinde bişi var kocaman paso onu dişliyo
alla alla "take my ..." ne ki lan bu derken
bir anda ben kendimi yerde buldum
çünkü arkadaş "bread" kelimesini anlatmaya
kıvranmaktaymış karşımızda...
oldu mu sana kırk yıllık
take my breath away - take my bread away...
bu da böyle bir anıydı, enteresan bir şekilde
aklımdan atamıyorum son zamanlarda
13 Temmuz 2004
i wanna fuck her on the floor
son zamanlarda çok küfrediyorum bilenzi
ama bunu ben değil nazi kız arkadaşı olan
iggy pop amca söylemiş, herkes bi iggy pop
havası estiriyor yersiz yersiz ve hatta
sadece passenger i bilenler bile gider konsere
bana da gülecek malzeme çıkar, her neyse...
şöyle bir açmazdayım
hiç sevmediğim adamlar dehşet tasarımlar yapıyor
ağzımı açıp tek kelime edemiyorum
çok sevdiğim adamlar sik gibi tasarımlar yapıyor
ağzımı açıp tek kelime edemiyorum
olmeyor olmeyor...
son zamanlarda çok küfrediyorum bilenzi
ama bunu ben değil nazi kız arkadaşı olan
iggy pop amca söylemiş, herkes bi iggy pop
havası estiriyor yersiz yersiz ve hatta
sadece passenger i bilenler bile gider konsere
bana da gülecek malzeme çıkar, her neyse...
şöyle bir açmazdayım
hiç sevmediğim adamlar dehşet tasarımlar yapıyor
ağzımı açıp tek kelime edemiyorum
çok sevdiğim adamlar sik gibi tasarımlar yapıyor
ağzımı açıp tek kelime edemiyorum
olmeyor olmeyor...
bitli kepler
bit saçan kepler leş kokan cübbeler at tezekleri
derkene biz de mezun olduk kep attık
kendimizinkini tutamadık başka kepler tuttuk filan
çıkıştaki boy ölçümlerinde herkes 5cm uzun çıktı
geriye kalan zamanımı ya suyun altında
ya da yollarda sefil olarak geçirdim
hala da geçiriyorum geçireceğim blah blah...
devlet memuru nasıl bir kavramdır
devlet okulu nasıl bir dehşettir
öğrenci işleri yerine sırat köprüsü koyabilirler
tam destek yapılandırırım onları...
bunu dışında dışarda hala bana yaşlı
olduğumu hissetirebilseler de eğlenceli insanlar var...
bit saçan kepler leş kokan cübbeler at tezekleri
derkene biz de mezun olduk kep attık
kendimizinkini tutamadık başka kepler tuttuk filan
çıkıştaki boy ölçümlerinde herkes 5cm uzun çıktı
geriye kalan zamanımı ya suyun altında
ya da yollarda sefil olarak geçirdim
hala da geçiriyorum geçireceğim blah blah...
devlet memuru nasıl bir kavramdır
devlet okulu nasıl bir dehşettir
öğrenci işleri yerine sırat köprüsü koyabilirler
tam destek yapılandırırım onları...
bunu dışında dışarda hala bana yaşlı
olduğumu hissetirebilseler de eğlenceli insanlar var...
11 Temmuz 2004
10 Temmuz 2004
stay, just a little bit longer
eski cdleri bulmanın sevinci gibi
son haftaların tek güzel uykusundan sonra
başlanan gün sadece mantı içerdiği için
bu kadar güzel değildi
bunun yanına kısmi halledilmiş bi iki iş
ve nargileli edilmiş muhabbetler dahildi
ve bugun şiddetle görüldü ki
aynı masada yeterine oturulunca
belki de mezuniyet elbisemi giymemi
gerektirecek neden gerçekleşmeyebilir de
ve hatta çok uzun süren bütün ilişkiler
insanların evlenmesiyle sonuçlanmak
zorunda değil ya da dışardan bakmak
en kolayı ama olsun bu biz yine de
bütün inancımızı yitirmedik
ve eğer mevzu bahis elbiseyse
iki sene bekleriz garantiye alırız...
eski cdleri bulmanın sevinci gibi
son haftaların tek güzel uykusundan sonra
başlanan gün sadece mantı içerdiği için
bu kadar güzel değildi
bunun yanına kısmi halledilmiş bi iki iş
ve nargileli edilmiş muhabbetler dahildi
ve bugun şiddetle görüldü ki
aynı masada yeterine oturulunca
belki de mezuniyet elbisemi giymemi
gerektirecek neden gerçekleşmeyebilir de
ve hatta çok uzun süren bütün ilişkiler
insanların evlenmesiyle sonuçlanmak
zorunda değil ya da dışardan bakmak
en kolayı ama olsun bu biz yine de
bütün inancımızı yitirmedik
ve eğer mevzu bahis elbiseyse
iki sene bekleriz garantiye alırız...
9 Temmuz 2004
bu hep böyle komikti
günlük işlerin bir parçası oluyor bazen teknoloji
telefonun şarjını tak telefonu aç vs derken
açılan başka telefonlar siz daha n'aber demeden
gününüzü şenlendiriyor
kaybolan cep telefonlarından parmak izi almaya
çalışan çılgın akrabalardan nasibini almış
genç kızların dramı diye dizi çekmeye karar verdim
insanlar hayatlarının en önemli konuşmalarını
hiç beklemedikleri anlarda yapabiliyorlar
en kötüsü de bu oluyor bazen
ama zaten hazırlanma süreci ise aşırı doz
saçmalamaya neden oluyor
günlük işlerin bir parçası oluyor bazen teknoloji
telefonun şarjını tak telefonu aç vs derken
açılan başka telefonlar siz daha n'aber demeden
gününüzü şenlendiriyor
kaybolan cep telefonlarından parmak izi almaya
çalışan çılgın akrabalardan nasibini almış
genç kızların dramı diye dizi çekmeye karar verdim
insanlar hayatlarının en önemli konuşmalarını
hiç beklemedikleri anlarda yapabiliyorlar
en kötüsü de bu oluyor bazen
ama zaten hazırlanma süreci ise aşırı doz
saçmalamaya neden oluyor
çikolata
günaydın arkadaşlar,
bugün nasılsınız?
korku filmi gibi açılan pastane kapıları
vardı dün gece ve tabi erken biten sefalar
yorgun argın eve gelmenin hesabını
bu kadar uyuyarak ödedik ve iyi oldu
ve unutmayın ben hayatımda
1 değil 968897638753465765023561 kişi tanıyorum
vişne suları yine benden ama pasta işini
devrettim, hayat...
günaydın arkadaşlar,
bugün nasılsınız?
korku filmi gibi açılan pastane kapıları
vardı dün gece ve tabi erken biten sefalar
yorgun argın eve gelmenin hesabını
bu kadar uyuyarak ödedik ve iyi oldu
ve unutmayın ben hayatımda
1 değil 968897638753465765023561 kişi tanıyorum
vişne suları yine benden ama pasta işini
devrettim, hayat...
8 Temmuz 2004
pull me under
c'mon london let me cheer you up
yahu resmen kitleniyorum bana soru sorunca
bu kitabın tasarımını beğendim sorusuna
ben, "nesini" ile karşılık verince bana "genelini"
demesin, jones soda derim ben de ona, olmaz.
tantuni yerken galata köprüsünü görmenin
hiç bi eksta zevki yok çoktandır
bu yüzdendir ki otopark manzarası daha eğlenceli
ve hatta tantunilerin hepsi bol soğanlı
c'mon london let me cheer you up
yahu resmen kitleniyorum bana soru sorunca
bu kitabın tasarımını beğendim sorusuna
ben, "nesini" ile karşılık verince bana "genelini"
demesin, jones soda derim ben de ona, olmaz.
tantuni yerken galata köprüsünü görmenin
hiç bi eksta zevki yok çoktandır
bu yüzdendir ki otopark manzarası daha eğlenceli
ve hatta tantunilerin hepsi bol soğanlı
7 Temmuz 2004
6 Temmuz 2004
ben senin sevgilinim
hadi yine iyisin!
en çok sevdiğim kedi garfield,
eskileri deşerken bu kartı buldum
hatta bu kartın kırmızı olması ona +7 puan getiriken
ben onu çoktan buzdolabımda göz hizama asmıştım
tabi sadece kartpostal bulunmuyor deşince
ilkokul fotoğrafları, kaza fotoğrafları
düğün fotoğrafları...
anne kişi anlatırdı eskiden bi arkadaşları varmış
hala da duruyo o adam sanırsam
anne babasının düğününü sanki ordaymış gibi anlatırmış
ellememişler uzun zaman hala da ellemiyolar
eh, ben olsam ben de ellemem
otomatik kapı bu, çarpar.
hadi yine iyisin!
en çok sevdiğim kedi garfield,
eskileri deşerken bu kartı buldum
hatta bu kartın kırmızı olması ona +7 puan getiriken
ben onu çoktan buzdolabımda göz hizama asmıştım
tabi sadece kartpostal bulunmuyor deşince
ilkokul fotoğrafları, kaza fotoğrafları
düğün fotoğrafları...
anne kişi anlatırdı eskiden bi arkadaşları varmış
hala da duruyo o adam sanırsam
anne babasının düğününü sanki ordaymış gibi anlatırmış
ellememişler uzun zaman hala da ellemiyolar
eh, ben olsam ben de ellemem
otomatik kapı bu, çarpar.
system is stuck
e-mail bekleyen bünyeler
çerez olarak başka siteleri açarken
bir anda bir telefon gelmesiyle
ve hatta winamp'in şarkı atlaması ya da
başka bir browser açılmasıyla
dehşete düşmüyorsa
hele ki telefonun öbür ucundaki
kıs kıs gülüyorsa
bilin ki o ailede
bir bilgisayar mühendisi vardır
where do we go?
e-mail bekleyen bünyeler
çerez olarak başka siteleri açarken
bir anda bir telefon gelmesiyle
ve hatta winamp'in şarkı atlaması ya da
başka bir browser açılmasıyla
dehşete düşmüyorsa
hele ki telefonun öbür ucundaki
kıs kıs gülüyorsa
bilin ki o ailede
bir bilgisayar mühendisi vardır
where do we go?
and if i stared too long
i'd probably break down and cry
uyanınca pencere açma hastalığı yaratıyor bu mevsim
şişlide bir evde kalırkene ben habitatını
bilmediğimden olsa gerek
uyanır uyanmaz camı açtım ve bununla beraber
o kadar da caddeden uzak olmasına rağmen
deli bi gürültü doldu içeri
şimdi sabah kendi evimde uyanınca
camı açıp burnuma giren yeni dünya ağacı
yaprakları resmen bi "oh!" dememe neden oldu
bu cümleleri "bugün saçlarım uçtu" diye bağlıyorum
fiyonktan artan iple arka bahçede ip atlayabilirsiniz...
i'd probably break down and cry
uyanınca pencere açma hastalığı yaratıyor bu mevsim
şişlide bir evde kalırkene ben habitatını
bilmediğimden olsa gerek
uyanır uyanmaz camı açtım ve bununla beraber
o kadar da caddeden uzak olmasına rağmen
deli bi gürültü doldu içeri
şimdi sabah kendi evimde uyanınca
camı açıp burnuma giren yeni dünya ağacı
yaprakları resmen bi "oh!" dememe neden oldu
bu cümleleri "bugün saçlarım uçtu" diye bağlıyorum
fiyonktan artan iple arka bahçede ip atlayabilirsiniz...
sex and the city
bi erkek tek başına yaşıyorsa pis olabiliyor
evime gelenlerin cins olduğuna karar verdim
tamam hepsi benim irademle geliyor olabilir
amma velakin
havlunun asma yerini koparıp
darağacı misali havulu kancaya bağlamak
fazla sürreal kaçtı konsepte
jargonu mazur görün
size karşı olan hislerim medeni ilgisizlikten
başka birşey değil zira...
bi erkek tek başına yaşıyorsa pis olabiliyor
evime gelenlerin cins olduğuna karar verdim
tamam hepsi benim irademle geliyor olabilir
amma velakin
havlunun asma yerini koparıp
darağacı misali havulu kancaya bağlamak
fazla sürreal kaçtı konsepte
jargonu mazur görün
size karşı olan hislerim medeni ilgisizlikten
başka birşey değil zira...
5 Temmuz 2004
fragile dreams
bu adamlar pek bi güzel site yapmışlar
kendi çapımda takdir etmiştim
ama pek sallamadılar galiba
siz yine de gidin bi bakın
bence gayet güzel olmuş
NOT: adamlar sallıyormuş
ben sabırsızmışım.
bu adamlar pek bi güzel site yapmışlar
kendi çapımda takdir etmiştim
ama pek sallamadılar galiba
siz yine de gidin bi bakın
bence gayet güzel olmuş
NOT: adamlar sallıyormuş
ben sabırsızmışım.
4 Temmuz 2004
hey you
ağız çeperlerim uyuştu
bira bardağımı devamlı kaybediyorum
ve sırf sıkılmamak için
sana olan nefretimi yineliyorum
öldün diye kapımı çalıyorlar
gülüyorum
insanların telefon kilidi merakı
mesaj kutularına endeksli aşk hayatlarından
ve boş boğazlıklarından kaynaklanıyor
koca bir yudum daha alıyorum
aklıma getiriyorum herşeyi
geri gelmemeleri kaydıyla
ve sonra basıyorum ağız dolusu küfrü
ağız çeperlerim uyuştu
bira bardağımı devamlı kaybediyorum
ve sırf sıkılmamak için
sana olan nefretimi yineliyorum
öldün diye kapımı çalıyorlar
gülüyorum
insanların telefon kilidi merakı
mesaj kutularına endeksli aşk hayatlarından
ve boş boğazlıklarından kaynaklanıyor
koca bir yudum daha alıyorum
aklıma getiriyorum herşeyi
geri gelmemeleri kaydıyla
ve sonra basıyorum ağız dolusu küfrü
3 Temmuz 2004
i had my chance on you
sıcak havalarda yapılan araba yolculuklarına
güzel kasetlerle alt besleme yapılınca
yollar daha bir çekilir, yeşiller daha bir
çabuk yanar olmuş bu kentte...
her olası başarı tohumunu izmir ya da
istanbuldaki akranlarla karşılaştırmaya
meraklı "elder"larımız bünyeyi zorlasa da,
abi kişi olaya son noktayı koydu bugün;
-anlamıyorum, benle yaştımış ama işte yok
istemediği branşa girmiş bırakmış sonra
konservatuara girmiş, şimdi çaldığı yerlerde
para da alıyormuş, ne ki yani?
-boşver, sen de onun çaldığı yerlerde bahşiş
bırakıyorsun...
sıcak havalarda yapılan araba yolculuklarına
güzel kasetlerle alt besleme yapılınca
yollar daha bir çekilir, yeşiller daha bir
çabuk yanar olmuş bu kentte...
her olası başarı tohumunu izmir ya da
istanbuldaki akranlarla karşılaştırmaya
meraklı "elder"larımız bünyeyi zorlasa da,
abi kişi olaya son noktayı koydu bugün;
-anlamıyorum, benle yaştımış ama işte yok
istemediği branşa girmiş bırakmış sonra
konservatuara girmiş, şimdi çaldığı yerlerde
para da alıyormuş, ne ki yani?
-boşver, sen de onun çaldığı yerlerde bahşiş
bırakıyorsun...
2 Temmuz 2004
sitem
önde zeytin ağaçları arkasında yar
sene 1946
mevsim
sonbahar
önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
dalları neyleyim
yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim
yar yar... seni karasaplı bıçak gibi sineme sapladılar
değirmen misali döner başım
sevda değil bu bir hışım
gel gör beni darmadağın
tel tel çözülüp kalmışım
yar yar... canımın çekirdeğinde diken
gözümün bebeğinde sitem var
B.R.E.
önde zeytin ağaçları arkasında yar
sene 1946
mevsim
sonbahar
önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
dalları neyleyim
yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim
yar yar... seni karasaplı bıçak gibi sineme sapladılar
değirmen misali döner başım
sevda değil bu bir hışım
gel gör beni darmadağın
tel tel çözülüp kalmışım
yar yar... canımın çekirdeğinde diken
gözümün bebeğinde sitem var
B.R.E.
1 Temmuz 2004
target is dead
eğer bu insanlar normal statüsündeyse
benim de artık normal skandallarım var
bir gecede bir gruba bir isim yeterken
ikincisi sadece kötü espirilere maruz kalıyor
ayaklar çok acıyor fransızlar sokaklara dökülüyor
maymunları incelerseniz
bir daldı bırakmak için başka bir dal buluyorlar
kırmızı şarap köprü ışıklarının altında
daha bir tatlıdır her zaman...
eğer bu insanlar normal statüsündeyse
benim de artık normal skandallarım var
bir gecede bir gruba bir isim yeterken
ikincisi sadece kötü espirilere maruz kalıyor
ayaklar çok acıyor fransızlar sokaklara dökülüyor
maymunları incelerseniz
bir daldı bırakmak için başka bir dal buluyorlar
kırmızı şarap köprü ışıklarının altında
daha bir tatlıdır her zaman...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)