sempozyum varmış dedik gidelim nasiplenelim
konu başlığı "iletişim kanalları" gibi bir söz öbeği içeriyordu yanında da fotoğraf yazıyordu
neyse gittik sabahın 10:30 unda başlaması gereken ama savaş ay gelmediği için geç başlayan
ama yine de savaş ay'ın gelmediği bir panel - konuşma oldu...
panel yöneticisi olmayınca ne oluyormuş onu gördük ki
savaş ay da variller ve çıralarla gelmeyeceğine göre ne olurdu çok önemli değil
konuşmaya başladı insanlar, önce medyaya bok atıldı sonra medyatörlere
ama konu bir türlü iletişimle ilgili kısma gelmedi
yok efendim ofice-boylar nasıl sonra sayfa editörü oluyormuş
yok kimse foto muhabirlerinin çektiği eziyeti dinlemiyormuş vs vs vs
en son birisi konuştu ki o da bire bir tanıdığım tek kişiydi
o adam gibi kodlama vsden girdi olaya ama diğer üç kişi çeşitli gazetelerin
foto muhabirleri olduğu için mikrofon ikinci turunu attığında
üzüm üzüme baka baka kararmıştı...
ben küfrü basıp çıkarken yanımdaki fotoğraf hocamla hemfikir olduğumu farkettim
dışarı çıktım hava almaya orda başka bir fotoğrafçı duruyodu
"ee, nası buldunuz?" dedim, baktım kitleyle hemfikirim, hey maşallah dedim
ama süper bi laf etti eklemek istiyorum "böyle medyatik olmaya kalkarlarsa olacağı budur bu da onlara ders olsun"
sonra bildirilere kalmadık zira yazılı olarak verilmişlerdi
adamlar resmen panel konusuyla tabu oynadılar ve yandılar
zira kimse konu başlığıyla ilgili doğru dürüst bir iki cümle etmedi...
22 Nisan 2005
20 Nisan 2005
tebrik gartı
akm'nin yanındaki dolmuş kuyruğu hep bi maşallahlık olur
bundan 2-3 sene önce bi kız dolmuşların kapısında yaslanıp "su almaz mısınız?" derdi
şimdi aynı kız büyümüş tebrik kartı satıyor, ama nasıl?
-abla tebrik kartı almaz mısın?
-yok sağol
-hmsmndhrjt amına koyayim
-???
tam nooluyo lemn derken arkam bi döndüm bütün ciciliğiyle kasedi başa sarmış;
-tebrik kartı almaz mısınız?
-hayır almayacağım
-ne gülosun amına kodumun
ve böyle devam ediyor, kız herkesi geçiriyor sıradan, helal olsun...
akm'nin yanındaki dolmuş kuyruğu hep bi maşallahlık olur
bundan 2-3 sene önce bi kız dolmuşların kapısında yaslanıp "su almaz mısınız?" derdi
şimdi aynı kız büyümüş tebrik kartı satıyor, ama nasıl?
-abla tebrik kartı almaz mısın?
-yok sağol
-hmsmndhrjt amına koyayim
-???
tam nooluyo lemn derken arkam bi döndüm bütün ciciliğiyle kasedi başa sarmış;
-tebrik kartı almaz mısınız?
-hayır almayacağım
-ne gülosun amına kodumun
ve böyle devam ediyor, kız herkesi geçiriyor sıradan, helal olsun...
19 Nisan 2005
çocuk bahçesi
bir KudRa...'yı uykusundan ne çevirip buraya getirir; travestiler tabiki...
biraz önce gece 00:20 sularında bir travesti annemlerin salon camındaki demirlere
"dooonnngggg!" sesi çıkarmak suretiyle bodoslama dalış yaptı
kimse ışık açmadığına göre uyuyorlar, hoş uyumasalar da camı açıp travestileri çaya çağırmazlar muhtemelen
arka bahçe(msi) dört apartmanın arka cephesi ve daha önce yazdığım gibi
travestiler cirit atıyo ve jimnastik yapıyor
nasıl mı? o topuklar etekler ve boyla ben o duvardan o hızla koşarak gelip atlayamam
gece cimnastiği vardı starda, pek erotikti, buyrun bu da gayet erotik değil mi?
bir KudRa...'yı uykusundan ne çevirip buraya getirir; travestiler tabiki...
biraz önce gece 00:20 sularında bir travesti annemlerin salon camındaki demirlere
"dooonnngggg!" sesi çıkarmak suretiyle bodoslama dalış yaptı
kimse ışık açmadığına göre uyuyorlar, hoş uyumasalar da camı açıp travestileri çaya çağırmazlar muhtemelen
arka bahçe(msi) dört apartmanın arka cephesi ve daha önce yazdığım gibi
travestiler cirit atıyo ve jimnastik yapıyor
nasıl mı? o topuklar etekler ve boyla ben o duvardan o hızla koşarak gelip atlayamam
gece cimnastiği vardı starda, pek erotikti, buyrun bu da gayet erotik değil mi?
18 Nisan 2005
no nos moveran
bütün eğitim bazlı kitaplar eğitici öğretici kimliklerinden sıyrılma özürlüdür
mesela günlük konuşma için hazırlanan dil kitapları olsun
ya da fiil ve gramer anlatan örnek cümleli kitaplar olsun maşallahları var
direk aktarıyorum costa rica'dan;
un dulce sueño
a sweet dream
un terrible desastre (all disasters are terrible)
a terrible disaster
have you known that, ha?
bütün eğitim bazlı kitaplar eğitici öğretici kimliklerinden sıyrılma özürlüdür
mesela günlük konuşma için hazırlanan dil kitapları olsun
ya da fiil ve gramer anlatan örnek cümleli kitaplar olsun maşallahları var
direk aktarıyorum costa rica'dan;
un dulce sueño
a sweet dream
un terrible desastre (all disasters are terrible)
a terrible disaster
have you known that, ha?
17 Nisan 2005
sağ clik sol slick
bilgisayarın kimyasından anlasaydım evden bir kişi eksilirdi zaten
sağ klileyerek (yok böyle bi kelime) açtığım pencereler çok ender olarak
kendini patlatıyor, hoooooooop güm!
sağ klik çat açıldı çat açıldı hooop güm!
anlamadıysanız üzülmeyin ben de anlamadım, bir anda açtığım pencereler
varlıklarından vazgeçip yok oluyorlar...
bilgisayarın kimyasından anlasaydım evden bir kişi eksilirdi zaten
sağ klileyerek (yok böyle bi kelime) açtığım pencereler çok ender olarak
kendini patlatıyor, hoooooooop güm!
sağ klik çat açıldı çat açıldı hooop güm!
anlamadıysanız üzülmeyin ben de anlamadım, bir anda açtığım pencereler
varlıklarından vazgeçip yok oluyorlar...
dün dbot beyler bir benzetme yaptılar;
"hani ağaç düşerken böyle 'yıkılıyoooo' olur ya öyle bir korku işte" diye
zira bugün o ağaçtan ben yine nasibimi aldım, sabahları kötü uyanma timi...
dün gece şenlenme kuluçkasına yatıp bu sabah mutlu mesut olmamı sağlayan tek hadise mavi sakal
tabi mavi sakalın genç osmanlı zamanları beni sevindiren,
sene 1998 açık havada mavi sakal konseri vardı, mavi kafalı insanları saymazsak
tadı damağımda kalan bir konserdi, kesmeşeker bana dört mevsim "işte güneş" desin
ama mavi sakal bana kırk dört mevsim "ben kimleyim" desin...
bilmeyen bildirsin, bilen paylaşsın demiyorum zira hatırlamayan hatırama saygı duysun...
"hani ağaç düşerken böyle 'yıkılıyoooo' olur ya öyle bir korku işte" diye
zira bugün o ağaçtan ben yine nasibimi aldım, sabahları kötü uyanma timi...
dün gece şenlenme kuluçkasına yatıp bu sabah mutlu mesut olmamı sağlayan tek hadise mavi sakal
tabi mavi sakalın genç osmanlı zamanları beni sevindiren,
sene 1998 açık havada mavi sakal konseri vardı, mavi kafalı insanları saymazsak
tadı damağımda kalan bir konserdi, kesmeşeker bana dört mevsim "işte güneş" desin
ama mavi sakal bana kırk dört mevsim "ben kimleyim" desin...
bilmeyen bildirsin, bilen paylaşsın demiyorum zira hatırlamayan hatırama saygı duysun...
16 Nisan 2005
harvey amca pusetin nerde?
harvey keitel amcamızı da dünya gözüyle gören bir sinema dolusu insana
dahil olmak insanda adrenalin yükselmesine sebebiyet vermiyor değil
willem dafoe gibi saygı duyarım kendisine bolca, ikiledim, sonum hayrolsun...
festival sezonunu da "piyano" ile yapmak gayet keyifliydi
ayrıca bu film eski olabilir kırk kere gösterilmiş olabilir, nedir?
ben de size sıradan saymaya başlardım "aa bunu izlemedin mi aa!" diye
ama ne gerek var ya da gerek var mı, bir blah diğer blaha demişki; blah blah...
ve tabi ki canım sarı dolmuşlarım...
taksimde dolmuşların orda bitirim bi amcamız vardır,
uzun boylu bıyıklı vs vs, sahilden dedi, en öne oturdum
amcam da kapıya yaslanmış direktif veriyo vs derken
"sosyete mekanı" diyerek kapıyı kapadı adam
otobüslerde de aynısını yapmışlardı, "bunlar zengin, arabaları var" demişler
dolmuşçular konuşurken duymuştum 200, 114 , 124 bu yüzden kalkmış
dolmuyormuş efendim... ya da her neyse sebebi...
bi tane E4'ümüz var onun da eskiden saatleri yazardı
şimdi kafasına esince geçiyor, hey hat...
harvey keitel amcamızı da dünya gözüyle gören bir sinema dolusu insana
dahil olmak insanda adrenalin yükselmesine sebebiyet vermiyor değil
willem dafoe gibi saygı duyarım kendisine bolca, ikiledim, sonum hayrolsun...
festival sezonunu da "piyano" ile yapmak gayet keyifliydi
ayrıca bu film eski olabilir kırk kere gösterilmiş olabilir, nedir?
ben de size sıradan saymaya başlardım "aa bunu izlemedin mi aa!" diye
ama ne gerek var ya da gerek var mı, bir blah diğer blaha demişki; blah blah...
ve tabi ki canım sarı dolmuşlarım...
taksimde dolmuşların orda bitirim bi amcamız vardır,
uzun boylu bıyıklı vs vs, sahilden dedi, en öne oturdum
amcam da kapıya yaslanmış direktif veriyo vs derken
"sosyete mekanı" diyerek kapıyı kapadı adam
otobüslerde de aynısını yapmışlardı, "bunlar zengin, arabaları var" demişler
dolmuşçular konuşurken duymuştum 200, 114 , 124 bu yüzden kalkmış
dolmuyormuş efendim... ya da her neyse sebebi...
bi tane E4'ümüz var onun da eskiden saatleri yazardı
şimdi kafasına esince geçiyor, hey hat...
14 Nisan 2005
#Laftan anlamaz mısın sen? UY-GUN DE-Ğİ-LİM
gözünü sevdiğim teknolojiyi hemen nasılda içselleştirmişiz
yukardaki cümle msn kullanıcılarına hiç de yabancı değil
özellikleri az bi karıştıran bu sırra vakıf olacaktır, hey hat...
bolivyaya taşınmak istedi canım, zira en yüksek yer olduğundan
insanlar domino taşları gibi bayılıyorlarmış sokakta
eh bittabi bayılmayanları da varmış...
tam türkçesini bilmiyorum diye söze giren sevgili hocamızın dediğine göre
kokain ağaçlarından kopardıkları bir yaprağı gün içinde ağızlarında
çiğneye çiğneye dolaşan insanlar varmış bolivyada...
1 yaprak 1 litre kahveye tekabül ediyormuş. zindeyim, zindesin, zinde...
gözünü sevdiğim teknolojiyi hemen nasılda içselleştirmişiz
yukardaki cümle msn kullanıcılarına hiç de yabancı değil
özellikleri az bi karıştıran bu sırra vakıf olacaktır, hey hat...
bolivyaya taşınmak istedi canım, zira en yüksek yer olduğundan
insanlar domino taşları gibi bayılıyorlarmış sokakta
eh bittabi bayılmayanları da varmış...
tam türkçesini bilmiyorum diye söze giren sevgili hocamızın dediğine göre
kokain ağaçlarından kopardıkları bir yaprağı gün içinde ağızlarında
çiğneye çiğneye dolaşan insanlar varmış bolivyada...
1 yaprak 1 litre kahveye tekabül ediyormuş. zindeyim, zindesin, zinde...
11 Nisan 2005
-alo?
-alo nassın, napıyosun?
-iyiyim?
-ben jale ...
-haaa, sen miydim iyiyim yahu sen nassın?
-ne demek sen miydin? telefonumu mu sildin?
-ya yok telefon çalındı da, gak guk blah blah
-yok yok ben annadım, çaaat!
eskiden böyle şeyler vardı, konuşmak istemediğiniz sevmediğiniz adamı silerdiniz rehberden
hoş ben cin çıktım asıl konuşmak istemediklerimi silmiyorum ki aradıklarında mal gibi açmayayım diye
bu dialog gayet mazide kaldı, artık şöyle şeyler var;
-mahmut, bloklamışın beni msnde, icqdada invisible'sın anlaşılan
-nooluyo mahmut sozlukte goremiyorum badilistten mi çıkardın?
-artık 80630da da yokum arkadaş listende, silmişin
-mahmut! niye sildin beni linklerinden? bişey mi var?
şöyle bir karıştırdım blog denizini, kimler kimleri eklemiş kimler kimleri çıkarmış
ulen herkese aynı şekilde bik bik ediliyor mu acaba çok merak ettim
misal ben kimseye etmedim etmem de, insanın canı ne çekerse (bizim köyde yersen derler)
linkimi ekleyen ya da eklediğim beni evlatlığına almıyor ki
ne bu duygusal bağ? yakın bir zamanda o linkerdeki azalama herkese iyi gelecek
ama ben bu işlem için birazcık daha bekliyorum zira reji odası boş
açtığınız bloglara bir bakın, zaten hepsinde bütün sayfaların linki var
neyse bu da böyle bir anımdı, birisi ikinci baskı okuyor, geçmiş olsun...
-alo nassın, napıyosun?
-iyiyim?
-ben jale ...
-haaa, sen miydim iyiyim yahu sen nassın?
-ne demek sen miydin? telefonumu mu sildin?
-ya yok telefon çalındı da, gak guk blah blah
-yok yok ben annadım, çaaat!
eskiden böyle şeyler vardı, konuşmak istemediğiniz sevmediğiniz adamı silerdiniz rehberden
hoş ben cin çıktım asıl konuşmak istemediklerimi silmiyorum ki aradıklarında mal gibi açmayayım diye
bu dialog gayet mazide kaldı, artık şöyle şeyler var;
-mahmut, bloklamışın beni msnde, icqdada invisible'sın anlaşılan
-nooluyo mahmut sozlukte goremiyorum badilistten mi çıkardın?
-artık 80630da da yokum arkadaş listende, silmişin
-mahmut! niye sildin beni linklerinden? bişey mi var?
şöyle bir karıştırdım blog denizini, kimler kimleri eklemiş kimler kimleri çıkarmış
ulen herkese aynı şekilde bik bik ediliyor mu acaba çok merak ettim
misal ben kimseye etmedim etmem de, insanın canı ne çekerse (bizim köyde yersen derler)
linkimi ekleyen ya da eklediğim beni evlatlığına almıyor ki
ne bu duygusal bağ? yakın bir zamanda o linkerdeki azalama herkese iyi gelecek
ama ben bu işlem için birazcık daha bekliyorum zira reji odası boş
açtığınız bloglara bir bakın, zaten hepsinde bütün sayfaların linki var
neyse bu da böyle bir anımdı, birisi ikinci baskı okuyor, geçmiş olsun...
10 Nisan 2005
annecim azcık sağa
sabah "gece gündüz" diye bir filme gittim ve festival sıralamamda ilk üçe koşarak girdi diyebilirim
daha sonra "tenin gizemi" diye bir filme girdik ve film sessiz başladı
ayrıca alt yazısı da yoktu, önce birisi "ses" diye bağırdı ve hemen alkışlar başladı
ardından ses geldi ama alt yazı yoktu bu sefer alkışa ıslık katıldı
sonra filmi kestiler ve tekrar başlattılar...
bu alkış muhabbeti beni geriyor açıkçası, çık dışarı bul bi görevli "bozuk bu" de
ama neden alkışlıyorsun, sana öğretilen tek protesto yolu bu diye mi
ugandalılar amuda kalkıyorsa protesto için, uganda da amuda mı kalkıcaksın?
sana ortalama bir zeka ve beş duyu vermişler, anlamıyorum nedir bu alkış sevdası?
kadıköy her zaman bir garip gelmiştir bana, dershane bolluğundan dolayı fazla gençtir
ve dolayısıyla profili de belli saatlerde buna göre oluşur yoksa sessiz sakin bir semttir
bugün iskeleden yukarı çıkarkene bir delikanlı annesi ve kız kardeşi gördük
gelen arabayı gören çocuk olabilen en normal ve sakin ses tonuyla annesine şunu söyledi;
"anne orospu çocukları geçiyor biraz sağa geçer misin?" adeta "suyu uzatır mısın?" dedi
oluyor oluyor, hem de neler neler oluyor şu dünyada...
yemek yemeğe gittiğim bir yerde kafama bir kuş kondu ve daha sonra
karşımdaki boş bardakta bir dalış denemesi yaptıktan sonra kolama daldı
bu da olur, bugün herşey mübah...
sabah "gece gündüz" diye bir filme gittim ve festival sıralamamda ilk üçe koşarak girdi diyebilirim
daha sonra "tenin gizemi" diye bir filme girdik ve film sessiz başladı
ayrıca alt yazısı da yoktu, önce birisi "ses" diye bağırdı ve hemen alkışlar başladı
ardından ses geldi ama alt yazı yoktu bu sefer alkışa ıslık katıldı
sonra filmi kestiler ve tekrar başlattılar...
bu alkış muhabbeti beni geriyor açıkçası, çık dışarı bul bi görevli "bozuk bu" de
ama neden alkışlıyorsun, sana öğretilen tek protesto yolu bu diye mi
ugandalılar amuda kalkıyorsa protesto için, uganda da amuda mı kalkıcaksın?
sana ortalama bir zeka ve beş duyu vermişler, anlamıyorum nedir bu alkış sevdası?
kadıköy her zaman bir garip gelmiştir bana, dershane bolluğundan dolayı fazla gençtir
ve dolayısıyla profili de belli saatlerde buna göre oluşur yoksa sessiz sakin bir semttir
bugün iskeleden yukarı çıkarkene bir delikanlı annesi ve kız kardeşi gördük
gelen arabayı gören çocuk olabilen en normal ve sakin ses tonuyla annesine şunu söyledi;
"anne orospu çocukları geçiyor biraz sağa geçer misin?" adeta "suyu uzatır mısın?" dedi
oluyor oluyor, hem de neler neler oluyor şu dünyada...
yemek yemeğe gittiğim bir yerde kafama bir kuş kondu ve daha sonra
karşımdaki boş bardakta bir dalış denemesi yaptıktan sonra kolama daldı
bu da olur, bugün herşey mübah...
9 Nisan 2005
hacerse amigo
bu ne yahu? adamın biri geçen telefonumu çaldı "ver telefonumu" deyince de
"bende bir şey yok" dedi eh bende beynimdeki kanla beraber "bok yok dedim"
zira o sırada adam telefonumu yere atmıştı çoktan...
bugün ise hiç tanımadığım bir kadın bir fotoğrafımın üzerine bir sürü
karton parçası ve tahta parçası koydu, mekan paspartucu olunca cümle gayet normal
ama kadın ne dükkanda çalışıyo ne de ben tanıyorum, kadını yoksaydım bana mısın demedi
bunun dışında zengin kalkışı yapan kış mevsimine biş demiyorum...
bu ne yahu? adamın biri geçen telefonumu çaldı "ver telefonumu" deyince de
"bende bir şey yok" dedi eh bende beynimdeki kanla beraber "bok yok dedim"
zira o sırada adam telefonumu yere atmıştı çoktan...
bugün ise hiç tanımadığım bir kadın bir fotoğrafımın üzerine bir sürü
karton parçası ve tahta parçası koydu, mekan paspartucu olunca cümle gayet normal
ama kadın ne dükkanda çalışıyo ne de ben tanıyorum, kadını yoksaydım bana mısın demedi
bunun dışında zengin kalkışı yapan kış mevsimine biş demiyorum...
7 Nisan 2005
atam atam
rüyamda atatürk'ü gördüm
içiyodu masanın başında biriyle ben de korkuluk gibi dikiliyorum az ötede
denize karşı bir yerdeyiz dışarıyı izliyorum gece karanlığında
sabah beş mi ne olmuş gidip diyorum ki;
"paşam yarın sabah dersimiz var malum geç oldu siz de kalkamazsınız, bize de zor"
o da "tamam yarın zaten önemli vekiller gelecek, ders iptal" diyor teşekkür ediyorum
sonra gidip trendkill'e filan söylüyorum galiba böyle kalabalık bi yer zaten
sonra köşk mü ne orası anlamıyorum dışına çıkıyoruz filan ahçıyla konuşuyorum
nerde antin kuntin iş ben orda zaten ayrıca geçen akşam sınıfta "antin kuntin" dedim
ve herkes "o ne?" diye yüzüme baktı yaş aralığı 20-40 arasıydı helal olsun dedim
rüyamda atatürk'ü gördüm
içiyodu masanın başında biriyle ben de korkuluk gibi dikiliyorum az ötede
denize karşı bir yerdeyiz dışarıyı izliyorum gece karanlığında
sabah beş mi ne olmuş gidip diyorum ki;
"paşam yarın sabah dersimiz var malum geç oldu siz de kalkamazsınız, bize de zor"
o da "tamam yarın zaten önemli vekiller gelecek, ders iptal" diyor teşekkür ediyorum
sonra gidip trendkill'e filan söylüyorum galiba böyle kalabalık bi yer zaten
sonra köşk mü ne orası anlamıyorum dışına çıkıyoruz filan ahçıyla konuşuyorum
nerde antin kuntin iş ben orda zaten ayrıca geçen akşam sınıfta "antin kuntin" dedim
ve herkes "o ne?" diye yüzüme baktı yaş aralığı 20-40 arasıydı helal olsun dedim
seyir halinde şöförle konuşmayınız
sabah yine bir zat-ı muhterem geldi "dün seni gördüm sen beni görmedin,hatta önünden geçtim" dedi
iyi dedim ne diyim, bu kaçıncı saymıyorum ama bundan daha beteri var
gözlerim bozuk olduğundan dolayı insanlara bi iki dakika bön bön bakıyorum
sonra o insan ya çok yakın bir arkadaşım ya da nefret ettiğim biri çıkıo
en şanslı olduğum zamanlar da tanımadığım insanlar oldukları zamanlar
aklım çıkıyor birisi tutup bu uzun bakmalardan "manidar" anlam çıkaracak diye
kötü bişi insanın gözünün lens takamayacak kadar iyi ama seçemeyecek kadar bozuk olması
sabah yine bir zat-ı muhterem geldi "dün seni gördüm sen beni görmedin,hatta önünden geçtim" dedi
iyi dedim ne diyim, bu kaçıncı saymıyorum ama bundan daha beteri var
gözlerim bozuk olduğundan dolayı insanlara bi iki dakika bön bön bakıyorum
sonra o insan ya çok yakın bir arkadaşım ya da nefret ettiğim biri çıkıo
en şanslı olduğum zamanlar da tanımadığım insanlar oldukları zamanlar
aklım çıkıyor birisi tutup bu uzun bakmalardan "manidar" anlam çıkaracak diye
kötü bişi insanın gözünün lens takamayacak kadar iyi ama seçemeyecek kadar bozuk olması
6 Nisan 2005
festival insanı festival insanı vallahi insan kendini yarım hissediyor festival zamanı
o ne etekler, rujlar o ne saman beyinler
önümden iki kız çıktı sabah, "tabi film başladı fransızca olduğunu anlayınca hah dedim" neye "hah!" dedi tam kavramadım ama ben onun "hah!"ına "yuh!" ile pişti yaptım
zira bu sabah üst üste iki godard filmi vardı ve entelijans yine salonu doldurmuştu
lümpenlik kavramı üzerine tezimi muhtemelen "bir festival sabahı" yazarım...
o ne etekler, rujlar o ne saman beyinler
önümden iki kız çıktı sabah, "tabi film başladı fransızca olduğunu anlayınca hah dedim" neye "hah!" dedi tam kavramadım ama ben onun "hah!"ına "yuh!" ile pişti yaptım
zira bu sabah üst üste iki godard filmi vardı ve entelijans yine salonu doldurmuştu
lümpenlik kavramı üzerine tezimi muhtemelen "bir festival sabahı" yazarım...
5 Nisan 2005
3 Nisan 2005

eğer ki herşeyi toplayıp bir kutuya koyunca etrafın toplandığını düşünen
arkadaşlarınız, akrabalarınız, ebeveynleriniz varsa uzak durun onlardan
ben biraz önce annemlere uğradığım sırada bir kutu dolusu "geçmiş" buldum
sene 1998 bir kafedeyiz ve o zamanlar şıpsevdi çok meşhur, aman allahım...
sene 2002 olmuş hiç gülmeyenlerin gülerkenki fotoğrafları varmış,
biletler saklanmış, peçetelere yazılar yazılmış da hepsinden geçtim
ben evimin şu güzel eski halini ne kadar özlemişim görünce hatırladım yine...
10 küçük yeşil şişe sallanıyordu
festival başladı, hepimize hayırlı olsun, ne yapardık yoksa
aldık biletlerimizi indidirim kartlarımızı
emek sinemasının uyuz yer göstericileri bile artık gözümüze sevimli geliyor
atilla dorsay fildişi kulesinden indi, ceyda düvenci on yaş küçük sevgilisini
kaptı festivale geldi, kalabalığı yaran genç kız çocuktan imza istedi
eee? filmler nasıldı?
yahu genç kızlarımız baktılar filmi mideleri kaldırmayacak
zaten ara da yoktu filmde, dayanamadılar çıktılar... o neydi öyle?
herkes çıplak, herkes birbiriyle yatıyo, toplu seks filan, ıyy ıyy....
yuh diyorum yahu bu isimlerden başka ilgilenecek bir şey yok mu?
siz festivali dostlar alış verişte görsün mü sanıyorsunuz?
filmleri alırken konuları okumuyor musunuz? maksat nitelik değil total film
sayısı mı nedir? ben söyleyeyim boyunuz uzamıyor çok filme gidince...
derek jarman işte bu bilmiyor musunuz yahu zaten bu film distopya bölümünde
ne yani çiçek böcek mi bekliyorsunuz? bilinçsiz seyirciye zaten sinir oluyorum
amma velakin bi de parasıyla rezil olana sadece gülebiliyorum
çıkarken kapıyı açık bırakıp içeri ışık sızdırana ise bambaşka sıfatlarım var
biletler için neden koşturduk? ah yahu bi gün geç verdik yer olur mu dedik
acaba nerden verirler yerlerimizi dedik, dedik de dedik
biletler bi geldi sıra 1, sıra 3, sıra 5 gak guk gak guk
bi gittik salona en arka sıra yerimiz, ben mecbur muyum (göt) lalesi olmaya?
ben mecbur muyum acces gak guk olmaya, alırdım gişeden salonun en ortasından
paşalar gibi izlerdim, bu mu bilet peşinde koşanın alacağı karşılık?
aferim kapitalist kapitalistler (buraya ha bi hayvan adı yazmışım ha kapitalistler)
ve sivri dilimi bir kenara bırakıyorum ve afişlere sataşmak istiyorum
kadın filmleri festivalini anımsatan bir afiş var bu sene
hani geçen senenin mis gibi envai çeşit tişörtlere bastırmalık
tişörtleri kapışılmalık afişleri, bu sene bütün afişler aynı...
bu sene tek tip afiş var, hmm tekrar yazınca değişmiyormuş...
peki tamam herşeyi geçtim, ben geçen gün bir vcd dükkanına girdim
tabi bu sırada festival kitapçığına bakmıştım ve filmlerimi seçmiştim
şöyle bir göz gezdirdim 9 tane festivalde oynayan film gördüm
maşallah dedim, size de diyeyim mi? buyrun; maşallah...
hepinize iyi festivaller...
hem de son senelerde festivali protesto edip yine ağına düşen bir bireyden...
festival başladı, hepimize hayırlı olsun, ne yapardık yoksa
aldık biletlerimizi indidirim kartlarımızı
emek sinemasının uyuz yer göstericileri bile artık gözümüze sevimli geliyor
atilla dorsay fildişi kulesinden indi, ceyda düvenci on yaş küçük sevgilisini
kaptı festivale geldi, kalabalığı yaran genç kız çocuktan imza istedi
eee? filmler nasıldı?
yahu genç kızlarımız baktılar filmi mideleri kaldırmayacak
zaten ara da yoktu filmde, dayanamadılar çıktılar... o neydi öyle?
herkes çıplak, herkes birbiriyle yatıyo, toplu seks filan, ıyy ıyy....
yuh diyorum yahu bu isimlerden başka ilgilenecek bir şey yok mu?
siz festivali dostlar alış verişte görsün mü sanıyorsunuz?
filmleri alırken konuları okumuyor musunuz? maksat nitelik değil total film
sayısı mı nedir? ben söyleyeyim boyunuz uzamıyor çok filme gidince...
derek jarman işte bu bilmiyor musunuz yahu zaten bu film distopya bölümünde
ne yani çiçek böcek mi bekliyorsunuz? bilinçsiz seyirciye zaten sinir oluyorum
amma velakin bi de parasıyla rezil olana sadece gülebiliyorum
çıkarken kapıyı açık bırakıp içeri ışık sızdırana ise bambaşka sıfatlarım var
biletler için neden koşturduk? ah yahu bi gün geç verdik yer olur mu dedik
acaba nerden verirler yerlerimizi dedik, dedik de dedik
biletler bi geldi sıra 1, sıra 3, sıra 5 gak guk gak guk
bi gittik salona en arka sıra yerimiz, ben mecbur muyum (göt) lalesi olmaya?
ben mecbur muyum acces gak guk olmaya, alırdım gişeden salonun en ortasından
paşalar gibi izlerdim, bu mu bilet peşinde koşanın alacağı karşılık?
aferim kapitalist kapitalistler (buraya ha bi hayvan adı yazmışım ha kapitalistler)
ve sivri dilimi bir kenara bırakıyorum ve afişlere sataşmak istiyorum
kadın filmleri festivalini anımsatan bir afiş var bu sene
hani geçen senenin mis gibi envai çeşit tişörtlere bastırmalık
tişörtleri kapışılmalık afişleri, bu sene bütün afişler aynı...
bu sene tek tip afiş var, hmm tekrar yazınca değişmiyormuş...
peki tamam herşeyi geçtim, ben geçen gün bir vcd dükkanına girdim
tabi bu sırada festival kitapçığına bakmıştım ve filmlerimi seçmiştim
şöyle bir göz gezdirdim 9 tane festivalde oynayan film gördüm
maşallah dedim, size de diyeyim mi? buyrun; maşallah...
hepinize iyi festivaller...
hem de son senelerde festivali protesto edip yine ağına düşen bir bireyden...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)